65 yaşında, kör, felçli adamcağızı 45 liralık su faturası için hapise atan zihniyetle nereye gideceğiz? Hep dilimde yine dilimde; vicdansız hukuk, vicdansız adalet olmaz. Olmuyor işte. Hukuk devletiyiz, olmalıyız diye konuşup duruyoruz. Bu hukukun neresiyle övünüyoruz?
Hapislerde tutulanların %45 kadarının mahkemelerce suçlu bulunduğu, %55’inin sadece tutuklu olduğu, haklarında henüz bir karar verilmediği açıklanıyor. Hakkında suçlama yapılan kişiler paşa, gazeteci, sanatçı olunca kıyamet kopuyor ama sade vatandaş suçunu öğrenemeden, bir avukatla hakim karşısına çıkamadan aylarca hapislerde yatıyor. Yani birileri sizi yoldan çevirip içeri atabiliyor, yaklaşık bir yıl sonra “birşey bulamadık, kusura bakmayın” diye evinize geri yollayabiliyor.
İnsanlar inançları yüzünden hor görülüyor, birilerine karşı hep öteki durumunda kalıyor. Dini sevmek, dindar olmak yobazlıkla, cehaletle eş tutuluyor. Bir budist rahip ülkemize gelse dilediği her yerde yaşayabilecekken kendi halkımız giyim kuşamla birbirini düşman görüyor. Daha doğrusu gösteriliyor.
Sokaklarda mendil satan, arabaların camlarına saldıran, para vermezseniz küfredip, tekmeleyen küçücük çocukların sayısı her geçen gün artıyor. Bu çocuklar “büyük” olduklarında ne yaparak yaşayacaklar kimse düşünmüyor.
İstanbul yaşanmaz daha doğrusu yürünmez hale geldi. Her yer inşaat alanı. Trafik ilerlemiyor. İnsanların yüzyıl önce yapıp bitirdiği metrolar yeni akıl ediliyor, bu saatte hayata geçirilmeye çalışılan kısa mesafe çalışmalar ortalığı felç ediyor. Şehire göç bir türlü durdurulmuyor.
Her üç çocuğa bir ailenin ancak bakabileceği para ve eğitim seviyesi varken her aileye üç çocuk tavsiye ediliyor. Çocuklar eksik besleniyor, eğitim alamıyor, meslek sahibi olamıyor. Kazara bir üniversiteye gitseler bile iş garantileri hatta işsizlik sigortaları bile olamıyor. Herkes mutsuz, herkes endişeli yaşıyor.
Ülkenin uyuşturucu sorunu, bu maddelerin ticaretini yapanlar jiplerde, yatlarda gezerken, halkın pek sevdiği birkaç sanatçının üstüne yükleniyor. Devlet kimseye acımayız derken gücünün sadece üç beş gence yettiği görüntüsü vermekten üzüntü duymuyor.
Medya hemen hiçbir konuda sorumlu davranışlar göstermiyor. Ne insanların özel hayatlarına saygı gösteriliyor ne bir haberin yalan olabileceği, kişilerin o ithamlar altından yıllarca kalkamayacağı düşünülüyor. İftira çok kolayca habere dönüşüyor.
Hala aşağılık zihniyetlerin ellerinde sokak köpekleri açlıktan ölmeleri için ormanlara götürülüp bırakılıyor, o kadar zahmete girmek istemeyen belediyeler hayvanları toplu halde zehirliyor.Yunusların, balinaların zorla hapsedilip gösteri yaptırıldığı yerler nedense kapatılmıyor. Hayvanlar esaretten ölüyor.
Ülkemizdeki benzeri durum listesi uzayıp giderken maalesef başbakanımız köşe yazarlarının takibe alınıp sık sık ellerine cetvelle vurulmasını stavsiye ediyor. Fatura yazarlara kesiliyor. Muhalefet partileri sadece konuşuyor, sataşıyor. Mevcut sorunların çoğu sadece şu andaki iktidar partisinin başlattığı sorunlar gibi davranılıyor. Meclisimiz arena gibi ama kimse rahatsız olmuyor.
Bazı ağızlarda demokrasi, insan hakları, çevre bilinci, medeniyet lafları çürük diş gibi duruyor.
İtalya'da 2008 yılında 103 çift tarafından kırılan rekor, farkla...