Atatürk Havaalanı'nda rakipler birbirlerini selamlar, sonra da uçağa hep birlikte binerler.
Uçaktan inince, hepsinin yolu, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'ne çıkar. Erken uçmalarının nedeni, bir an önce işlerini tamamlayıp, İstanbul'daki ofislerine dönme telaşından kaynaklanır.
Peki, Ankara'ya neden giderler?
Kısaca, bürokrasi meselelerini çözmek için giderler! Ruhsatlandırma, ilaç geri ödemeleri, sektöre danışılmadan hükümetin veya Sağlık Bakanlığı'nın aldığı karar ve uygulamalar.
Ne yazık ki, genel sağlık politikamızda ilaçla ilgili uzun vadeli bir vizyon program yoktur. Şu anda 15 milyar liraya sahip ilaç pazarında geleceğin nasıl şekilleneceği belirsizliklerle doludur.
Yerli ilaç sektörü nasıl oluşacak, yabancıların rolleri değişecek mi, jenerik ve orijinal ilaçta hangi politikalar uygulanacak bilmiyoruz.
İlaç üreticileri ve satıcıları da bilmiyor.
Ülkemizde 40'ı yenilikçi (orijinal), 120'si de jenerik (eşdeğer) 150 ilaç firması bulunuyor. Ancak, ilacın tam sahibi yok gibi.
İlaca, "7 Kocalı Hürmüz" muamelesi yapılıyor.
YENİ İLAÇ 4 YILDAN ÖNCE GELEMİYOR
Ne zaman bütçede kemer sıkma durumu doğar, hemen ilaçta nasıl tasarrufa gidileceği araştırılır. Bu araştırma işinde de rasyonellik pek sağlanamaz.
Aslında ilaç kullanımında rasyonellik de yok. Sadece yılda diyabet ilaçlarına harcanan para 3 milyar lira civarındayken, antibiyotiğe 1.5 milyar liralık fatura ödenir.
Ve bu harcamalarda eski ilaçlar ağırlıkta. Dünyada yeni çıkan ilaçlar, Türkiye'ye 3-4 yıldan önce giremiyor.
72 milyon nüfuslu ülkede yılda kişi başına ilaç harcaması sadece 200 lirayla sınırlıyken, AB ülkelerinin insanları en az 500 dolar harcarlar.
Bizde, cerrahların işi hiç bitmez. İlaçla tedavi yerine kesme-biçme yani ameliyatlar, önde gider. Bu yüzden de tedavide cerrahi operasyonların maliyeti çok yükselir.
Mesela, balon-stentle açılacak kalp damarları için hemen hastaya by-pass ameliyat önerilmesi de bundandır.
YENİ ECZACIBAŞI ARANIYOR
Sektörün bir başka sorunu da Türkiye'de ilacın üretiminin yetersizliği ve Ar-Ge rakamının çok düşük olması. 40 milyon dolar civarındaki yatırım tutarı devede kulak. İlaç firmaları, yılda 5-6 milyar dolarlık yatırım için iştaha sahip ancak bürokrasi onları engelliyor.
Yatırım ve Destek Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz'a gidiyorlar. Korkmaz ve arkadaşları, her türlü desteğe hazır olduklarını beyan ediyorlar. Hükümetle ve Sağlık Bakanlığı ile diyalogda nedense arkası gelmiyor.
İlaç firmaları da kendilerine 'sözü dinlenecek' bir kaptan bulmakta zorlanıyorlar. Eski yıllarda Nejat Eczacıbaşı, özel sektör için bu rolü üstlenirdi. Adeta bir misyoner gibi Türkiye'de yerli ilaç sektörünün büyümesi için özel mesai harcar, yabancı kökenli ilaç firmalarıyla da yürüttüğü diyalogla sektörü temsil ederdi. Onun yerini dolduracak bir isim hâlâ çıkamadı.
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...