07 Mart 2010 Pazar
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Yine bir 8 Mart ve yine bir hatırlatma

Yine bir Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyoruz.
Bundan tam 11 yıl önce, 1999 yılı Dünya Kadınlar Günü'nde başörtüsü meselesindeki tavrından dolayı KA-DER'i eleştirmiş ve şöyle demiştim:

 "Açıkça görülüyor ki Türkiye'de feminist hareket; İslami kimliğinden soyunmadan kamu alanına çıkmak isteyen kadınlara karşı tutumunu netleştirmek zorunda. (...) Bir ülkede kadınların yüzde ellisinin başı örtülüyse ve feminizmin o çok sözünü ettiği "patriarka" bu yüzde elliye eğitim yapma, siyaset yapma, kamu alanında görev alma hakkı tanımıyorsa (yani eve, eş ve annelik rolüne hapsediyorsa) o ülkedeki kadın hareketi bu konuda tutum almak, taraf olmak zorundadır."

 Bu yıl Dünya Kadınlar Günü'nde KA-DER'in uzun bir tereddütten sonra nihayet türbanlılara konulan üniversite yasağına karşı çıkma cesareti göstermesini kutlayabiliriz.

 Evet, 28 Şubat'ın yıldönümü dolayısıyla üniversitelerde türban yasağının kaldırılması için açılan imza kampanyasında KA-DER'in de adı vardı. Bu Türkiye feminist hareketi açısından önemli bir ilerleme ve sevindirici bir gelişmedir.

 Ama yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü henüz önümüzde koca bir siyaset yasağı ve hesaplaşılmamış bir "Merve Kavakçı Olayı" duruyor.

 Ne kadar garip değil mi?..

 28 Şubat aradan geçen 13 yılda birçok yönüyle didik didik edildi. Anlatılmadık anı, yapılmadık eleştiri kalmadı. Ama sanki Merve Kavakçı'nın adından söz etmemek konusunda gizli bir konsensus var. Hâlâ ve ısrarla bir Allah'ın kulu ortaya çıkıp da, "Yahu biz o kadıncağıza neler yaptık! Ne kadar kaba ve ilkel bir linç töreniydi o" demiyor, diyemiyor.

Çünkü henüz hiç kimse yakın tarihimize "toplumsal histeriye dönüşen bir bağnazlık patlaması" olarak geçecek olan o olayla hesaplaşmaya; o büyük ayıpla ve o ayıbın kendine düşen bölümüyle yüzleşmeye hazır değil...

 Henüz hiç kimse, bütün suçu başını örtmek olan genç bir kadın milletvekilinin yaka paça Meclis'ten atıldığı; aynı anda korkunç bir medya kampanyasıyla yargısız infaza uğradığı; apar topar vatandaşlıktan çıkarıldığı ve bir lanetli gibi ülkesinden kovulduğu o günleri, o günlerdeki rolünü hatırlamak istemiyor.

 Oysa Merve Kavakçı olayı, 28 Şubat adlı kabus filminin en unutulmayacak sahnesiydi... Senaryonun en gerilimli noktası, en dramatik bölümü...

 Kavakçı halktan oy isterken başında örtüsüyle istemişti. Ona vekalet verenler, başörtüsüyle vermişler; hatta belki de başörtüsü olduğu için vermişlerdi. Eğer başındaki örtünün Meclis'e yakışmayacağını düşünselerdi, oy vermezlerdi.

 Kavakçı Meclis'teki varlığıyla bir yandan Fazilet Partisi'ni temsil ediyor ama bir yandan da başörtülü kadınları temsil ediyordu. Kadınların yarısının başını örttüğü bir ülkede, başı örtülülerin de milletvekili olabileceği umudunu temsil ediyordu. Belki de en önemlisi, halkın yüzde 70'inin savunduğu bir özgürlüğü temsil ediyordu.

 Halkın oylarıyla Meclis salonuna gelmiş biri o salondan apar topar dışarı atıldı. Gece yarısı kapısına dayanıldı, kamuoyunu tehlikeli bir terörist olduğuna inandırmak için basında kampanyalar açıldı. Bizzat devletin en tepesinde oturan kişi tarafından daha yemin olayının üstünden birkaç saat geçmeden televizyon aracılığıyla bütün Türkiye'ye "ajan provokatör" olarak ilan edildi.

 Kavakçı'nın başına gelenler, demokrasi için öylesine silinmez bir yüz karası ki; bu büyük ayıpta şöyle ya da böyle rol alan, kenarından köşesinden bulaşan ya da sessiz kalarak "suça iştirak eden"

o kadar çok kişi ve kurum var ki; bu olayın doğru dürüst bir hesaplaşmasının yapılmasının daha yıllarca süreceği anlaşılıyor.

Ama gerçek olan şu ki, ne kadar ertelenirse ertelensin, bu hesaplaşma bir gün yapılacak. Ve eğer Türkiye demokratikleşmeye devam edecekse sonunda bir gün bu ayıpla yüzleşmek zorunda kalacak.

 Kadınların başörtüsünün milletvekilliği için engel teşkil etmediği, tam tersine bunun temsili demokrasinin iyi işlemesinin olmazsa olmaz şartı olduğu; başörtülü kadınların Meclis'e girmesini önleyen yasal bir engelin ne 1999'da ne de şimdi, ne yasalarımızda ne de Anayasamızda mevcut olmadığı kabul edilmek zorunda kalınacak. Tarih Merve Kavakçı'yı Türkiye'de kadının siyasete katılımının önündeki en büyük engelin kaldırılmasına öncülük etmiş bir kadın lider olarak yazacak. Ve bu devlet bir gün mutlaka Kavakçı'dan özür dileyecek.

Ben bu yılın 8 Mart yazısını o günlerin bir an önce gelmesi dileğiyle bitirmek istiyorum.

Türkiye feminist hareketine yakışan, yakın tarihimizde yaşadığımız o utanç gününü ilk hatırlayan olması, ilk özeleştiriyi onun yapması; Merve Kavakçı'nın itibarının iadesi için ilk kampanyayı onun açmasıdır.

 

 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (8 yorum)
saygıdeğer gülay hanım,sayın merve kavakçı' ya iade i itibar ancak ütopyada verilebilir..
kübra kaya - 23:58 / 2010.03.08
sn. gülay göktürk hanımefendi,ka-der'in dünü ve bu günü ve kadın hak ları ile ilgili görüşlerini konu edindiği yazısına katıldığım ve tartışılabilir yönleri olduğunu dü şündüğüm yazısına ben bir başka açı dan yorum getirmek istiyorum.dünya emekçi kadınlar günü,sevgililer günü,anneler günü,babalar günü vd. emperyalizmin ve haçlı dünyası'nın icadı değil mi? genellikle de mucid leri ya bir papa,ya bir rahibe.tümü made in ğayr-ı muslimuvn.
Temel Kılıç - 16:54 / 2010.03.08
sayın gülay göktürk sizi yürtekten tebrik ediyorum.gerçekten siz bir dönem duyguları bastırılmış bir kitleninin duygularını haykırıyorsunuz.islamcı kesimin aydınları utansın.neden kimse bahsetmiyor,o günler ne çabuk unutuldu.yoksa herkes rahata kavuştu rahatınımı bozmuyor.sana selam olsun...
ZİLAN - 22:42 / 2010.03.07
gülay hanım demorkrasilerde tüm görüşlerin temsil edilmesi konusunda tamamen haklısınız.başörtülü,mini etekli,sağcı,solcu,hatta marjinal gruplar da temsil edilmeli.ama bunun için önce %10 barajı kalkmalı,devlet gücünü elinde tutan yürütme milli iradenin %47' sini temsil ediyor ise %53'ün de milli irade olduğunu unutmamalı. üzerine kuma getirilen,erkek arkadaşı ile görüştü diye öldürülen,üzerinde şiddet uygulanması doğal kabul edilen türk kadının tek derdi başörtüsü değildir,dertlerden biridir.
Basri Kara - 20:42 / 2010.03.07
türkmenistandan bir mühendis okurunuz olarak, sizi kutluyorum gülay hanım. şundan emin olunuzki türk milletinin %90'ının duygularına tercüman oluyorsunuz. keşke bir de hergün yazsanız...yazmadığınız gün, gazeteniz bomboş sanki..kişinin kendi yüreğinden geçen yürekli kişileri görmek istiyor gazetede ve televizyonlarda. size saygılar sunarım.
recep yıldırım - 17:55 / 2010.03.07
hanimefendi o kadar dogru yazmislarki, her sozunun altina altina imzami atarim.
ahmet - 15:20 / 2010.03.07
tarihe tekerrürdür diyorlar hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!gülay hanım kaleminiz düşüncelerinizin hakkını layıkıyla yerine getiriyor,saygılar...
metin - 14:15 / 2010.03.07
gülay hanım çok doğru bir konuya deyinmiş siniz ama halkı tam anlamı ile temsil etmeyen bir anayasa ile ancak bu kadar oluyor bu gidişle daha çok merve kavakçı olayı yaşarız hani nerede inanç özgürlüğünü temsil eden anayasa ya da varda anlamak da mı zorlanıyoruz
samet türetkan - 11:46 / 2010.03.07



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

İşte hainliğin sonu

Terör örgütü yandaşının polise fırlatmaya çalıştığı molotof elinde...

Bomba yüklü araç yakalandı

Mardin- Diyarbakır Karayolu'nda bomba yüklü araç yakalandı...

Barzani sonunda anladı

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, terör örgütü PKK'nın gerçek yüzünü...

Şırnak'ta 10 terörist öldürüldü

Şırnak'ta güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada 10...

MİT krizinde Ergenekon hesabı

MİT’çilerin ifade krizini devlet krizine dönüştürmek isteyen...

Ankara'daki operasyon sona erdi

Ankara'da kamu ihalelerine menfaat karşılığında fesat karıştırıldığı...

Askeri araç devrildi

Askeri araç devrildi, kazada yaralılar var...

Mersin'de bomba gelişme

Mersin'de bir eve düzenlenen operasyonda, 27 adet el yapımı bomba ele...

Sıcaklıklar 9 derece düşecek

Balkanlar'dan gelen soğuk havanın etkisi altına girecek Marmara'da...

Arınç'tan MİT açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT kriziyle ilgili açıklama...

30 ilde KCK operasyonu

30 ilde düzenlenen KCK operasyonunda 109 kişi gözaltına alındı...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.