Benim bir "erkek arkadaşım" var. Ciddi evlenmeyi düşünüyoruz ama daha zamanı var. Bu tarz görüşmelerin günah olduğunun farkındayım ancak ayrılamıyorum. Allah'a karşı bir utanç içindeyim. Öyle bir şey ki bitiremiyorum. Bana bir yol gösterin. (Rumuz: Çilem)
"Erkek arkadaş" deyiminin önceleri bizim kültürümüzde, aile yapımızda, âdet ve geleneklerimizde ve nihayet İslami ölçülerimizde yeri yoktu, hiçbir genç kız böyle bir ifadeyi kullanmaz, söylemez, hatta aklına bile getiremezdi.
Bu söz bütünüyle Batı'dan gelme bir deyim, Avrupa'dan ithal edilen bir hayat tarzıdır. Ne bizim dedelerimiz ve ninelerimiz böyle bir sözü kullanırdı ne de babalarımız ve annelerimiz böyle bir gelenekten haberdardı.
Ondan dolayı bu durum sizi rahatsız ediyor, kendi ifadelerinizle "utanç" veriyor, "günah" olarak rahatsız ediyor.
Bu sözün Frenkçesi "flört etmek" ve evlenmeden önce bir süre evli gibi yaşamak, serbest bir hayat geçirmektir.
***
Bize gelen birçok mail'de, bu süre içinde birtakım yanlışlara girerek pişman olan, daha sonra ayrılan ve ciddi bunalımlara, açmazlara ve depresyonlara giren gençlerin varlığını öğreniyoruz.
Tanışıp da samimiyet artınca, "Nasıl olsa evleneceğiz, zaten bizim başkasında gözümüz yok, birbirimizden neden çekiniyoruz, niçin rahat hareket etmiyoruz" gibi "haklı ve masum" sanılan bazı sözlerin ardına sığınarak, yönü ve sonu belirsiz bir yöne doğru yol alıyorlar.
Bir yerde iş işten geçtikten sonra da ne yapacaklarının şaşkınlığı ve telaşı içinde çırpınıp duruyorlar.
Benim bu sözlerim günahı, sevabı ve hayâyı bilen ve önem veren kişiler içindir. Böyle bir "derdi" olmayanlar zaten davranışlarında bir sınır tanımıyorlar.
Siz şayet ciddi, sağlam, kalıcı bir evlilik düşünüyor, evlendikten sonra da gittikçe artan bir sevgiyle hayatınızı sürdürmek istiyorsanız; inançlı birisi de olduğunuza göre, bir yerde noktayı koymalı, mümkünse evlilik hazırlıklarına başlamalı, değilse içinizdeki ikilemi bitirmelisiniz.
O ikilemi bitirmeden, o sizi bitirir. Oysa hayat bitmek, bitirmek için verilmemiş; mutlu biçimde yaşamak için verilmiştir.
Beni aldattı çok hatalar yaptı
Ben boşanmak üzereyim. Evliliğin ne olduğunu bilmeden küçük yaşta evlendik. Eşime yaklaşmasını bilemedim. Kendimden soğuttum. Beni aldattı, çok hatalar yaptı. 2 yıldır ayrıyız, çocuklarım var. Yuvayı yıkmak istemiyorum ama eşim hiç kabul etmiyor. Ne yapmalıyım? (Rumuz: Sema)
İtirafta bulunmak bir fazilettir ve erdemce bir davranıştır. Aynı fazileti eşinizin de göstermesi gerekirdi.
Siz bir hata yapmışsanız, o daha ileri gitmiş, hataları katlayarak yaşamış.
Fakat iki yıllık ayrılık ciddi bir süreçtir. Neredeye ilişkileriniz kopma noktasına gelmiş, geçiyor bile...
Ama madem ümidiniz var, henüz her şey bitmiş değil; "Çıkmadık canda umut var" misali, bir iki sondaj yapabilirsiniz.
"Aldatmalarına" göz yumup yummamak sizin karar vereceğiniz bir olay. Artık bir başkasıyla hayatını paylaşmıyor, alışkanlıklarından vazgeçmişse tekrar görüşmek, bir araya gelmek için bir çaba içine girebilirsiniz.
***
Burada size yardımcı olacak, yol gösterecek birisini bulmaya çalışın. Bu kişi veya kişiler sizi buluşturmaya, yuvanızı kurmaya çalışsınlar. Bakalım, bir mesafe alabilecek misiniz?
Olumlu bir gelişme varsa, ne âlâ, mesele yoktur. Fakat eşiniz hiç oralı olmuyor, ayrılma kararı vermiş, dönmek istemiyorsa, hiç de zorlamaya gerek yoktur.
Kendinize yeni bir hayat, yeni bir gelecek düşünürsünüz, "Hak'tan hayırlısı" der, ayaklarınızı üzerinde durmaya çalışırsınız.
Çünkü evlilik karşılıklı bir kabulleniştir ve iki taraflı bir oluşumdur. Tek tarafın çabası yeterli gelmez.