Ben dört aylık evliyim ve 3 aylık hamileyim ama eşim bebeği aldırmamı istiyor, çok sorun yapıyor. Evliliği bitireceğini söylüyor. (Rumuz: Anne Yüreği)
Artık bir annesiniz ve bunun farkındasınız. Bebeğinizi dünyaya getirmek, kucağınıza almak, sevmek için ayları saymaya başlamışsınız.
Çünkü artık o bir insan, yaşamaya hakkı var, yaşıyor, yola çıkmış geliyor. Masum ve suçsuz. Hiçbir engelle karşılaşmak istemiyor. Böyle bir şeyi hayalinden bile geçirmiyor.
Ama baba, baba olmanın ne anlama geldiğini bilmiyor, babalığın ne kadar büyük bir sorumluluk getirdiğinin farkında değil.
Bir an önce ona bu güzelliği anlatmak, kabul ettirmek ve tanıttırmak gerekiyor. Öncelikle duygusallık boyutunu, ikincisi de bir insanın hayatına kastetmenin ne kadar ağır bir vebal olduğunu...
Böyle bir yanlışa düşmemek için tedbirini, önlemini önceden alması gerekiyordu. Artık bu aşamadan sonra, "Çocuk istemiyorum, hazır değilim, kabul etmiyorum" demek, cezri tedbirler almak ne vicdana sığar ne de akla ve mantığa...
***
Bir araya gelin bir vicdan muhasebesi yapın, eşinizi ikna etmeye çalışın, böyle bir vebalı/günahı kaldıramayacağınızı söyleyin, kendinizin her tür fedakârlığa hazır olduğunuzu ifade edin. Bebeği aldırmanın bir insanı öldürmekten farklı bir şey olmadığını anlatın.
Er veya geç çocuğunuz olacaktı. Bunun zamanını siz belirleyecek olsanız bile her zaman sizin istediğiniz olmaz, istediğiniz vakitte çocuğunuz olmayabilir. Bu nimeti nasip eden, ihsan eden, veren ve sizi anne baba yapacak olan Allah'tır.
***
Öyle ki bugün birlerce aile bir çocuk sahibi olmak için çalmadıkları kapı, başvurmadıkları doktor, yapmadıkları masraf kalmıyor. Yine de elleri, kolları bağlı bekleyip duruyorlar.
Ne güzel işte, ilk aylarda Allah size bir evlat nasip ediyor, kısa süre içinde hem baba hem de anne olacaksınız. Bunun kıymetini bilmek lazım değil mi?
Aksi halde bu yanlışı yapanlar ömür boyu bunun sıkıntısını, vicdan azabını çekerler, sürekli içlerinde bir sızı, kalplerinde bir pişmanlık acısı çekerler.
Gelin, bütün aklınızı, kafanızı, kalbinizi ve kabiliyetlerinizi devreye sokarak eşinizi vazgeçirin, ileride çok sevineceksiniz. İyi ki geri adım atmadım diyeceksiniz.
Başkalarında gözü var
Eşimle amca çocuklarıyız. Ben eşimden dört yaş büyüğüm. Bazen aramızda tartışma oluyor. Sanki başkalarında gözü var gibi. Sonradan öğrendiğime göre, ailesi beni mal varlığı için seçmiş. Dört yaşında bir kızımız var, ne yapmalıyım? (Rumuz: Nida)
Şimdi artık evlisiniz, bir aileniz var, annesiniz. İki yönlü sorumluluk sahibisiniz. Hem eşinizi idare etme göreviniz var hem de kızınızı eğitip hayata hazırlama görevi...
Bir insan için, bir hanım için bundan daha güzel bir iş, bir meşguliyet ve zevk olabilir mi?
Eşiniz amcanızın oğlu olmuş, bir yabancı da olabilirdi. Artık o kişi amcaoğlundan öte bir hayat arkadaşınız ve kızınızın babası...
Olayı büyük düşünmek gerekir, önemsemek, değer vermek icap eder. Bunun da ötesinde çok ciddiye alıp gözünün, kalbinin dışarılara kaymasına izin vermemek lazım gelir.
***
Aile içinde tartışma yemekteki tuz kadar olmalı. Fazla kaçırmayın. Aksi halde o yemeği ne siz yiyebilirsiniz ne de aile fertlerine servis yapabilirsiniz.
Yaşınızın büyük olması sizin için bir avantajdır. Şefkatiniz daha fazla, sevginiz daha kalıcı, geleceği düşünmede daha temkinli, duygusallığa düşmemede daha tecrübeli ve olgunsunuz.
Ailesinin mal varlığı için sizi tercih etmiş olmasına fazla takılmayın. Onlar geçmişte kalmış. Siz şimdiki duruma bakın, ailenize bir leke, bir noksanlık gelmesine meydan vermeyin.
Mal mülk geçiyor, el değiştiriyor, gönül birliğiniz yoksa mutluluk da vermiyor, huzur da tattırmıyor.
Kalıcı şeylere talip olun, kalıcı bir ömre sahip olun. Geçici, fani ve zamanla aşınan şeyler kalbe bir şey kazandırmıyor. Daha çok yoruyor ve strese sokuyor insanı...
Kimse Yok Mu, eğitimleri sekteye uğrayan Vanlı öğrenciler için “Tut...