12 Mart 2010 Cuma
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Kerpiç evler meselesi

Elazığ depreminde yıkılan kerpiç evlerin Çatalhöyük'teki dokuz bin yıllık evlerle bire bir aynı olması gerçeği karşısında sarsılmamak mümkün değil.

Dokuz bin yıldır babalar üst üste koydukları kerpicin altında ezilip gitmiş, oğullar babalarını enkaz altından çıkarıp gömer gömmez, aynı yere aynı evi yeniden yapıp içine girmiş. Yeni bir deprem o evi de yerle bir edene kadar orada yaşamış. Çimentonun, inşaat demirinin icat edilmediği bir dünyada yaşarcasına, evini atasından-dedesinden gördüğü gibi yapmaya devam etmiş.

Durum gerçekten ibret verici. Ne var ki bu sarsıcı gerçekten alacağımız ibretin ne olduğu da çok önemli.

Depremden bu yana, kerpiç evler meselesinden söz açanların kullandıkları dile bakıyorum; esas olarak bir devlet eleştirisi dili... Sanki devletin bütün vatandaşlarına sağlam ve yaşanası evler yapmak gibi bir sorumluluğu varmış gibi, o evlerin bunca yıl olduğu gibi kalmasından, yenilenmemiş olmasından devlet sorumlu tutuluyor.

Ben bunun, devlete yapılmış bir haksızlık olması bir yana, son derece de zararlı bir fikir olarak görüyorum. Çünkü bu fikir, kalkınmayı hâlâ toplumun değil devletin işi olarak gören bir fikir...

Asıl soru şu olmalı: Bu insanlar nasıl oluyor da, bin yıllardır aynı teknikle, aynı malzemeyle, aynı evleri yapıyorlar? Bunu sadece yoksullukla açıklayabilir miyiz? Peki o zaman yüz yıldır aynı kilim motiflerini, aynı çömlekleri, aynı işlemeleri tekrarlayıp durmalarını nasıl açıklayacağız?

Köylü kızlarımız halı-kilim tezgâhı başına oturdukları zaman, analarından öğrendikleri, aslında analarının da analarından, onların da analarından öğrendikleri aynı motifleri, aynı renklerle tekrarlamıyor mu? Elli yıllık çömlek ustası, elli yıldır her gün, döner tezgâhının başına oturduğunda kör değneğini beller gibi dedesinden öğrendiği o birkaç formu yeniden ve yeniden üretip durmuyor mu? Neden bir gün de, "Hadi yeni bir şey deneyeyim, kulpu oradan değil de şuradan takayım" demiyor? Neden kendine çeyizlik kilim dokuyan genç kız, bir kez olsun "O boynuzlu motif yetti artık" deyip bambaşka bir motif yaratmıyor?

Bizim gibi dışarıdan bakanlar açısından, o çömleği, o halıyı ya da kilimi değerli kılan "kültürel devamlılık", o ürünü üreten açısından hiç de övünülecek bir durum değil.

Çünkü çocukluğundan beri aynı motifi tekrarlayıp duran tahta oymacısı ya da çömlekçi, bunu "tarih bilinci" gereği öyle yapmıyor. Ne kendi kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak gibi bir misyon peşinde ne de başka bir şeyin. O sadece, başka türlüsünü hayal edemediği için, başka bir şey denemeye üşendiği için, atasından, dedesinden öyle gördüğü için; yani yaratıcılık eksikliğinden öyle yapıyor.

 Yüz yıldır aynı motifi ve rengi tekrarlayan zihniyetle, bin yıllardır aynı kerpiç evi yapan, yüz yıldır aynı toprağa aynı ürünü ekip aynı yöntemlerle çiftçilik yapan zihniyet birbirlerinin devamı ve biz eğer "kerpiç evler" meselesini konuşacaksak, kolayına kaçıp devleti suçlamak yerine bu durağanlığın sebebini konuşmalıyız.

Devlet bir bölgeye trilyonlar akıtıp yollarla, okullarla, sağlık ocaklarıyla donatabilir. Sübvansiyon politikalarıyla yıllar yılı bölge halkının karnını doyurabilir. Ama o bölge insanı güçlenmedikçe, o bölge insanı üretici hale gelip kendi ayakları üstünde durmaya başlamadıkça, kendi başını soktuğu evi daha sağlam ve daha güzel yapmak için harekete geçmedikçe bu gerçek bir kalkınma değildir. O yüzden temel perspektif, "insanın kalkınması" olmalıdır.

Peki insan nasıl kalkınır?

İnsanlık tarihi bize bireyin ve toplumların güçlenmesi, yaratıcılığının ve üreticiliğinin gelişmesi için en temel faktörün özgürlük olduğunu gösteriyor. Ancak özgür olan, kendisi hakkındaki kararları kendi verebilen, kendi kaderini tayin hakkına sahip olan insan kendi hayatının sorumluluğunu taşıyıp onu iyileştirmek için bütün üreticiliğini ve yaratıcılığını harekete geçirebiliyor.

Bunun tersine, hayatını bir koruyucunun kanatları altında geçirmeye, kendisi için iyinin ne olduğuna o koruyucunun karar vermesine alışmış olan insanın yaratıcığı ve üreticiliği de dumura uğruyor. Kendi karnını doyuramaz, başını sokacağı evini bile yapamaz hale geliyor. İşte ekonomik liberalizmle siyasi liberalizm arasındaki kopmaz bağ burada ortaya çıkıyor. Siyasi olarak cendereye sokulan, otoriteye boyun eğdirilen toplumların ekonomik girişimcilikleri de felç oluyor. Ve tabii tersi de doğru: Ekonomik olarak özgür bireyin var olmadığı bir iklimde özgürlükçü bir siyasi sistem de kolay kolay kök salamıyor.

Dolayısıyla, eğer kerpiç evler meselesinde devletin bir sorumluluğundan bahsedeceksek asıl bundan bahsetmeliyiz. Onun suçu vatandaşlarına yeni evler yapmamak değil; vatandaşlarına özgür bireyler gibi davranmamak; izlediği politikalarla onların kendi hayatlarının sorumluluğunu taşıyacak ergin bireyler haline gelmelerini engellemek...





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (18 yorum)
hanimefendi hakli. herkes kendi sorumlulugunu almak zorunda. ankarada da bilmem kac yuzyillik kerpic evler var, ama adamlar duvarlari cattiklari keresteler arasina yapmayi akil etmisler, evler yuz yillara meydan okuyor. devletin gorevi olsa olsa regulasyondur. yani kanun cikarir ey ahali kerpic yapacaksaniz su su su spesifikasyonlara uyun, yoksa ruhsat vermem. devletin baska sorumlulugu yok. bu kisilere tokınin ev yapmasini anlamiyorum. onlara evi yapan tokı degil, benim vergim!
Ali - 01:43 / 2010.03.13
o kadar ama o kadar ayni dusuncedeyizki, her satirin, hem cumlenin altina imzami atarim. turkiye'de benim kadar liberal bir gulay hanim var. devletin kesinlikle bu kisilere ev yapmak gibi bir sorumlulugu yok. devlet milletten alinan vergiyle calisan bir makinedir. kendi parasi falan da yoktur. devlet neden bu kisilere ev yapmadi demek bana neden bu kisilere ev yapmadin demekle ayni sey. niye yapiyimki? ben kendi guvenligimden sorumluyum, onlar kendilerininkinden.
Aycan - 01:39 / 2010.03.13
gülay hanım insanların özgür düşünmeye, eski kerpiç evler yerine özgür düşüncelerle dayanıklı evler yapmasını istiyorsunuz. peki bu insanların aç oldugunun farkında mısınız. o bölgenin dogu anadolu fay hattı üzerinde oldugu zaten bilinen bir gerçek.bunu bile bile neden önlem alınmıyor. bence köylümüzün zihinlerini özgür bırakmaktansa hükümetin gözünü açıp bu insanlara yaşama özgürlüğünü vermesi en mantıklı.
misafir - 00:10 / 2010.03.13
dedikleriniz son derece doğru fakat ne olursa olsun devlet şu dk dan sonra öncükük görevini yerine getirmelidir başbakanımız da ilk adimi atdi zaten
SAMET TÜRETKAN - 20:57 / 2010.03.12
ama devletin kerpiçle bir sorunu yok
nusret erdem ankara - 20:54 / 2010.03.12
milletin yasam gucunu bu hale getirenlerden hesap sorulmuyorda suc kerpic evde oturan vatandasa yukleniyor adamin ev yapacak hali varmiydiki? yani cadirda otursa dahami iyiydi bazilari villada otururken yuzleri kizarmayacakmiydi iste milleti soyarak bu hale getirenler simdi yurtdisinda villalarda otururken benim halkimda kerpic evde can verecek kimsedende hesap sorulmayacak sagolsun su andaki devlet buyuklerimiz yapacaklarina soz verdiler turkiye ekonomiside iyi yola girdi sagolasin tayyip bey.
ahmet cakir - 20:15 / 2010.03.12
bunun sorumlusu biziz hepimiziz!!!
Niyazi - 17:10 / 2010.03.12
sorumlu devlet degil!? bu dogru tespit olurdu , devleti ;toplumu yönlendiren aydin insanlarin dümen basindaki aktiviteleri olarak algilayamayan zihniyetler icin... devlet nedir bu degilse..?
ali yazar - 13:04 / 2010.03.12
değerli hanfendi,sizin bakış açınızı beğendim. herşeyin sorumlusu olarak devleti (hükümeti)sorumlu tutmak ahlaki değil bence.ama biryerden başlamak ve öncülük yapmak hükümetin sorumluluğundadır. mesela köyüm yapılan göletle tekrar çağa ayak uydurma gayretiyle vargüçleriyle çalışmaya başladı.ama köyün içinde kimse evlerinin ve sokaklarının halinden şikayetçi değil.sebeb olarak vurdumduyazlık,banenecilik... sonuç büyükbir kalkınma hareketi ve demokresi atılımı şart. allah yarve yardımcı
Aristo - 11:47 / 2010.03.12
depreme karsi dayanikli ev yapmaya deyermi? yüz yilde bir defa belki depremle yikilan evlerin enkazi altind inekleri ile birlikte can veriyorlar. ya 87 lik cumhüriyetlerinde bir müsibet deyil, coook müsibet gördüler. bu müsibetler görüldükce kimsenin ne nasihat etmeye nede dayanikli ev yapmaya gerek varmi?
Bir müsibet bin nasihatten iyidir - 11:34 / 2010.03.12
mükemmel bir tesbit.gerçekten önemsenmesi ve paylaşılması gereken bir yazı.!yorum için yazının tekrar tekrar okunması gerekir. fakirlik başka şey kendini yenilemek başka şey.marifet iltifata tabidir.
doğrusu - 11:15 / 2010.03.12
gülay hanım;"insanın kaderini tayin etme hakkına sahip olduğu"nu size kim öğretti?"kader" islami bir kavram.diyanet'in "dini kavramlar sözlüğü"ne lütfen bakar mısınız?allah sizi yoktan yaratma kararını size sormadığına göre kaderinizi belirlerken size sormak zorunda mı?kaderini bilmeyen insanın daima iyiye ve iyiliğe yönelmesinin,farklılıklar üreterek meşru yönde değimciliği bir süreç bir hayat tarzı halıne getirmesinin islami bir yükümlülük olduğundan haberiniz yok mu yoksa?selam ve saygılar.
Ahmet YÜCEL - 11:00 / 2010.03.12
ya işte öyle ,gülay hanım.sayın başbakanımız sivas'tan öteye benden başka parti lideri gidemez diye övünüyordu.peki ne oldu o garip,guraba vatandaşların oylarını almasını bildi.sayın başbakanımız.peki oraya ne verdi.şimdi deprem olmasaydı hala oraya hizmet gitmeyecekti.dahada kötüsü o darmadağın olan köylülerin evlerine ,oturulabilir raporu verilmiş,bundan dört sene kadar önce.demekki yüce allah'ın sopası yok.
yörük oğlu - 10:09 / 2010.03.12
devletin görevi denetim yapmaktır.deprem yönetmelikleri çıkartılmış ve konutların nasıl yapılması gerektiği belirtilmiştir.ama uygulama sıfırdır.köyleri ve geçmişi bırakın,bugün büyük şehirlerde hiç denetimsiz yeni binalar yapılmaya devam ediliyor.ben kendi binamın denetimini yaptıramadım istediğim halde,istemeyenleri siz düşünün.belediye daracık yeni akıntı gideri olamayan yollar yapı yor şu anda bugün,otopark zorunluluğuna kendisi uymuyor şu anda bugün, vs.vs.kısacası denetim yok.selamlar.
Veysel faruk - 10:00 / 2010.03.12
sorunu farklı açılardan irdelemesi nedeni ile önemsenmesi ve paylaşılması gereken bir yazı... teşekkürler gülay göktürk
maişet - 09:12 / 2010.03.12
tek kelimeyle enfes! olaylara farklı perspektiften baktığınız bizde bu farkındalığı oluşturduğunuz için size sonsuz teşekkürler. eğitim sistemimizin bize neyi, nasıl düşünmeyi(!), neleri düşünmemeyi öğrettiği müddetçe, biz, siz ve sizin gibi birkaç kalemi hayranlıkla okumayı takip etmeyi sürdüreceğiz. farklı düşünmeyi, ezberbozmayı başarabilmek dileğiyle...
Figo - 09:02 / 2010.03.12
gulay hanım deprem bölgesinde derme çatma toprak evlerde yaşamak zorunda kalan insanlarla kilimin çanak çömleğin ne alakası var.kim ister farelerle örumceklerle böceklerle toprak evde yaşamak.atalarından öğrendiği kilim deseniyle evi karıştıramazsınız.fakirlik olmasa herkes beton evde yaşamak ister fakirlikde maalesef sosyal devlet olamamanın sonucu.kriz dedik bankaların karı ortada,kriz dedik servetine servet katanlar ortada siz hala fakir insanları suçluyorsunuz yazık....
melekkalbli - 09:01 / 2010.03.12
elinize sağlık gülay hanım.yöneticilerimiz bir köşede duruyor.itü'nün bahçesinde örnek olarak yapılmış depreme dayanıklı kerpiç ev 15-20 yıldan beri zarar görmeden orada öylece duruyor.ama her depremde kerpiç evler yıkılıp insanlarımız ölüyor.demek ki biz bilimle bir araya gelemiyoruz.
Basri Kara - 07:57 / 2010.03.12



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Sadece Türkler'e has ölümler

Biz Türk insanları ölümümüzle bile dünyada fark oluşturmayı...

İşte hainliğin sonu: Elinde patladı

18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...

Başbakan Erdoğan taburcu oldu

Cuma akşamı daha önce geçirdiği operasyonun tamamlama safhası için...

1'i MİT elemanı 5 kişi tutuklandı

Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.

Terör örgütüne bir darbe daha

Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...

Tarsus'ta korkutan yangın

Mersin’in Tarsus İlçesindeki Organize Sanayi Bölgesindeki yangın...

Arama çalışması yeniden başladı

6 mürettebat için arama çalışması yeniden başladı

Fethullah Gülen'den Erdoğan'a mesaj

Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...

PKK'nın iki kampı dağıtıldı

Genelkurmay Başkanlığı, terör örgütü PKK kamplarına hava harekatı...

Taklit mafyası gözünü karartmış

Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...

12 Eylül yargısının Çatlı engeli

7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.