Türkiye'nin başkentine bir günde 12 kamyon bomba ve patlayıcı giriyor ama kimsenin haberi olmuyor. İhbar olmasa ruhumuz bile duymayacaktı.
Önceki akşam Ankara'yı hareketlendiren 'bomba yüklü kamyon' olayı esrarını koruyor. 'Bombalar TSK'ya ait, sevkıyat rutin' dendi ama kamuoyunun kafası karıştı.
İlk olarak ortada çok ciddi bir güvenlik zaafı var. Hadise tek kelimeyle disiplinsizlik. Üstelik, bombayı yükleyen teknik personelden alay komutanına uzanan organize bir disiplinsizlik.
TSK'da ve Emniyet'te patlayıcıların nasıl taşınacağı yönetmelikle belirlenmiştir. Hatta sivil araçların patlayıcı ve yanıcı madde taşımasıyla ilgili katı kurallar bile var.
Fakat gördük ki karpuz taşır gibi bomba taşınıyormuş. Ne araçların önünde ve arkasında eskort var ne de güzergahta güvenlik tedbiri alınmış.
Söz konusu araç Muğla'dan Ankara'ya yaklaşık 700 km yol geliyor. Güzergahta hiçbir ilin haberi yok. Araç kaza yapsa, patlasa, şehir içinden geçerken infilak etse... Onu bırakın bu kamyonlarda silah olduğunu bilen en az bir düzine insan vardır.
O silahlar PKK ya da El Kaide gibi bir terör örgütünün eline geçse ne olurdu? Şaka değil, araçta sadece üç kişi var. Sadece ikisinde tabanca var. Yolda bu aracı çalmak hiç zor olmaz.
Güvenlik tedbirleri ve yönetmelikleri bir kenara bırakırsak.
Bu kadar silah neden Özel Kuvvetler'de toplanıyor? Bir günde 12 kamyon mühimmat neden getirilir?
Bombaları gönderen Muğla Jandarması, İçişleri Bakanlığı'na bağlı. Özel Kuvvetler ise Genelkurmay'a. Sevk yapılacaksa bile emir komuta zinciri dışında bir durum söz konusu. Kaldı ki bombalar Amerikan menşeli ve kağıtların arasına konmuş. TSK normalde MKE malı patlayıcı kullanır.
Burada 'Neden Muğla' sorusu öne çıkıyor. Muğla gibi turistik bir yerde 'ihtiyaç fazlası bir kamyon el bombası' tuhaf bir durum.
Bir kamyon dolusu bomba ihbar üzerine fark edilince ortalık senaryodan geçilmiyor.
İyi niyetli yorumlara göre bu silahlar bulundukları illerde ihtiyaç fazlası ve Özel Kuvvetler'e 'takviye amaçlı' yollandı.
Bir diğer yorum ise 'kayıtlı kayıtsızlar'ın toplanıp envanter düzenlemesi için Ankara'ya getirildiği. Bu tezi öne sürenlere göre ordunun elinde kayıt dışına çıkartılmış ve muhtelif yerlere depolanmış mühimmatlar var. Bunlar şimdi Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler'de toplanıyor.
Bu tezi destekleyen veri ise akşam saatlerinde geldi. Polisi harekete geçiren ihbar mektubu ortaya çıktı. Görünen o ki ihbarı yapan kişi 'içeride' ve her şeye hakim. İddiaları yenir yutulur şeyler değil. Seferberlik Tetkik Kurulu aramasından sonra bu kurumun yurt çapında kullandığı isimlere ait kirli silahların Ankara'da toplanacağını söylüyor ihbarcı. Bu durumda aynı gün Ankara'ya gelen 12 kamyon silah ve mühimmat ayrıca önem kazanıyor. Alıcı gözle bakınca da hiç yabana atılacak şeyler değil söyledikleri. Savcılık şimdi bu ihbar mektubunun peşine düşmüş durumda.
Tabi tuhaflık sadece onunla da bitmiyor. Kamyondaki sevk belgesinin altında Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Servet Yörük'ün imzası var. Buradaki bir ibare dikkat çekici; " seri numarasız el bombalarına seri numarası verilmesi faaliyeti." Bilindiği kadarıyla seri numaraları üretim aşamasında fabrikadayken basılıyor. Acaba TSK'nın elinde ne kadar seri numarası silinmiş mühimmat var?
Hatırlanacağı gibi Ergenekon soruşturması başladığından bu yana Türkiye'nin muhtelif yerlerinden 'kayıt dışına çıkartılmış' silahlar çıkıyor. Hatta iddianameye yansıyan telefon konuşmalarında sanıkların kendi aralarında 'çok silah yakalattık ama hâlâ yeterli mühimmatımız var' dedikleri de gözüküyor.
Özetle Ankara'daki bomba yüklü kamyon olayı geçiştirilecek bir iş değil.
Şırnak'ta güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada 10...
Ankara'da kamu ihalelerine menfaat karşılığında fesat karıştırıldığı...