Eski adı 'Güzel Sanatlar Akademisi' şimdilerde ise 'Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü' profesörleridir. Onlar ki resim sanatını, sanat tarihini en iyi bilen ustalardır. Kimisi Anıtlar Yüksek Kurulu üyesidir, kimisi de çeşitli resmi veya özel kurumda danışmandır. Toplantılara katılırlar, projelere fikir beyan ederler ve imza atarlar. Mahkemelere de 'bilirkişi raporu' yazarlar. Özetle resim sanatının en bilge kişileridir...
Peki dedenin babasından kalma resim, 100 yıl tavan arasında rutubet yerse ne olur? Önce tuvali, sonra da çerçevesi küf tutar, çürümeye başlar. Bu resim rastlantı sonucu bulununca orijinal olduğunu ispat edecek bir nüfus kâğıdına ihtiyacı vardır. "Evet, bu resim çok değerlidir. Osmanlı paşası bilmem neyin yaptığı resimdir. Veya İbrahim Çallı'nın, Fikret Mualla'nın çocukken yaptığı resimdir" diye rapor veren profesör raporlarına...
İşte o profesörler, müzeye resim asan profesörler. Mimar Sinan veya benzeri üniversite hocaları yani...
O profesörler, o resimlere eksper olurlar. "Evet, şu kişiye aittir, sanat eseridir, antik değeri vardır" derken maddi değer biçerler. Resim Heykel Müzesi tarafından alınmasını önerirler. Değerli resimlerin sahipleri mirasçıları, genelde dedelerini müzede yaşatmaktan yani 'bağıştan' yanadır. Çok büyük paraları bile önemsemezler. İsterler ki sanatseverler müzeye gelince dedelerini ansın, dua etsin... Devletimiz fakir olsa, resme ayıracak parası olmasa da Resim Heykel Müzesi bağış yolu ile gelen çok değerli eserler ile doludur.
Şimdi sıkı durun...
Peki, bu çürümeye yüz tutmuş, sanat eseri resimleri, restore eden yani tamir eden kişiler kimlerdir? Ne kadar ilginç yine aynı profesörler... "Evet, bu orijinaldir" diye rapor yazıp, sonra o resmi tamir edenler aynı kişilerdir. Çünkü yetişmiş, uzman kişi yoktur.
Bu kişiler ki... Sosyete müzayedelerini (açık arttırma) düzenleyenlerin de sanat danışmanıdır. Çünkü müzayedede resmin kaça 'açış' yapacağını o beyler saptar. Hatta en fazla kaça alınacağını da... Bana inanmayan Eskidji firmasının sahibi Dikran Masis, Raffi Portakal, Turgay Artun'a sorsun. Sorun böyle mi diye... Bu profesör beyler koleksiyoner işadamlarının da sanat danışmanıdır. İşadamları adına müzayedelere katılıp tablo alırlar, bazen de satarlar. En büyük koleksiyoner Erdoğan Demirören'e (Beşiktaş başkanının babası), Mudo'nun ortağı Mustafa Taviloğlu'na, batık banka sahibi Erol Aksoy'a sorun. En büyük resim alıcısı rahmetli Sakıp Sabancı idi. Sanat danışmanı Yahşi Baraz, Emirgan Atlı Köşkü'nü 39 yıl önce müze gibi yaptırmıştı.
Özetle restore işine bakan profesörler, Resim Heykel Müzesi yetkilileri, antikacılar, müzayedeciler, Türk İslam Eserleri Müzesi yöneticileri, sanat galerisi sahipleri akraba gibidirler.
İşte bu yüzden de kimin yalısında sahte tablo vardır. Orijinali ise İngiltere'de bilmem neyin şatosunda asılıdır. Resim Heykel Müzesi'deki İbrahim Çallı resminin kaçıncı kopyasıdır da orijinali hangi işadamındadır. Bu acı gerçekleri sadece onlar bilir. Tabii bu işi yapanlar... Ayşegül Nadir burada olsa da işin çarkı nasıl dönüyor bir anlatsa... İnanılır gibi değil.
Taa 1984 yılında yürekli gazeteci olarak bu işin üzerine gitmiştim. Sahte resimlerin özel kurt dolaplarında nasıl eskimiş yapıldığını bile anlatmıştım. O zamanlar çalıştığım Günaydın Gazetesi'nde her şeyi yazmıştım. Hatta Nokta dergisi bu yazımın üzerine gitmiş, 8 sayfa ayırmıştı. Hiçbir yetkili "Bunlar doğru mu, yalan mı" diye aramamıştı bile. Sadece rahmetli Sakıp Ağa "Aykutçuğum olan oldu, deşme artık" diye rica etmişti. Tabii "Biz öyle bildiğim mafyalara benzemeyiz. Sen kimle dans ettiğinin farkında değilsin" diye pek çok tehdit telefonları gelmişti. Ne oldu? Konu kendi kendine kapanıverdi. Son iki gündür Resim Heykel Müzesi'nden 400 resim çalınmış diyorlar ya... Çok gülüyorum. İki gün sonra kimse hatırlamayacak bile...
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...