Birincisi, "Neden bitti?" İkincisi de "Bundan sonra ne olacak?"
Ekonominin dümeninde bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ilk sorunun yanıtının gizli kalacağı işaretini verdi. Yılan hikâyesine dönen IMF görüşmelerinde yaptığı gibi, ilk sorunun yanıtı için de, "Benden duymadıkça hiçbir senaryoya inanmayın" dedi. İkinci sorunun yanıtı ise biraz müneccimlik gerektiriyor.
FAİZ 11-12'YE YÜKSELİR
Babacan, Türkiye'nin IMF'li ya da IMF'siz yol haritasının önceden açıklanan Orta Vadeli Program olduğunu ve bu programda asla gevşeme yapmayacaklarını dün bir kez daha söyledi. Bu veri seti, Türkiye'nin uygulayacağı ekonomi politikasının dünyaya ilanı açısından kritik öneme sahip. Siz kendi programınızı eksiksiz uygulasanız da küresel ekonomide, AB veya çevre ülkelerde yaşanabilecek olumlu ya da olumsuz gelişmelerden etkileneceğiniz açık. Dolayısıyla yerel program, geleceğin görülmesi açısından tek başına yeterli olamıyor.
Piyasa oyuncularının bakış açıları, geleceğe ilişkin mutlak doğruyu yansıtmasa da önemli ipuçları verir. Bu nedenle, ortaya çıkan her yeni süreçte piyasa oyuncularıyla konuşup nabız yoklarım. Yine öyle yaptım. "IMF olmadığına göre, faizi ve dövizi hangi düzeyde fiyatlandıracaksınız" diye sordum. Hem ekonomiye ilişkin analiz yaptılar hem de öngörülerini söylediler. İşte tespit ve tahminleri:
* Aslında içeriden çok dışarıya bakıyoruz. Bu sene dünyada faizler yükselecek. FED paketleri bitiriyor, paraları geri çekecek. ABD ekonomisi canlanacak gibi görünüyor. Faizlerin yavaş yavaş artması kaçınılmaz.
* IMF ile anlaşılmadı diye de bir durum söz konusu değil. Açıklama, bundan sonra stand-by yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Açıklamanın öncesiyle sonrası arasında fark yok. Stand-by'a aynı mesafedeyiz. Sıkışırsak IMF diye bağıracağız, gelecekler ve kredi verecekler.
* IMF olmadığı için değil ancak dışarısı bozulduğu için faizler yüzde 11-12'ye yükselir. Dolar 1.55-60'lara gider. Hepsi o kadar. 2001'deki gibi büyük kriz olmaz. Zaten enflasyon iki haneye çıktığında faiz yükselmeliydi. Enflasyon yüzde 10'un üzerinde, basit faiz yüzde 8'lerde, bono faizleri bileşik göstergede yüzde 9,19'da. Bu tablo içinde yabancı yatırımcı döviz satıp Hazine kağıdı almaz. Yabancı gelmek için döviz ve faizlerin yükselmesini bekler.
* Yüksek enflasyona rağmen faizler yükselmiyor. Çünkü Hazine kağıtları ağırlıklı olarak kamu bankalarıyla birkaç büyük bankanın elinde. Onlar satmadığı sürece faiz yükselmez. Kağıtlar yabancının elinde olsaydı, hemen satarlar, faiz de yükselirdi. Merkez Bankası uzun vadeli repo yoluyla düşük faizle bankaları fonluyor, bankalar strese girmeden çarkı döndürüyor. Bankalar rahat, borçlanmayı önemli ölçüde yapan Hazine rahat.
* Önümüzdeki dönemde AB ülkelerinde borçlanma sıkıntısı olacak. Yunanistan, Portekiz, İspanya, İtalya hatta Belçika sıkıntılı. Devlet bankaları kurtarmak için batık kağıtları aldı. Şimdi devletler zorda. Bu durum Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilir.
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...