'Şahan Gökbakar mı daha iyi Cem Yılmaz mı?"
Cevap hazır büyük ustada:
"İkisi birleşip gelsin, elimi öpsün!"
XXXXX
Akıl dolu bir yanıt...
Bundan güzel cevap mı olur?
Soruyu soran muhabir arkadaş da anlamıştır herhalde kimin daha büyük olduğunu.
Levent Kırca yıllarca mesleğin çilesini çekti, parasız, pulsuz, yokluk içerisinde tiyatro yapıp ayakta kaldı.
Taa 'Ankara Birlik Sahnesi' yıllarından beri...
46 senedir tiyatro ile haşır neşir...
32 senedir zirvede.
Şahan hayatta değilken, Levent kırca meşhur olmuştu.
Tiyatrosu hınca hınç dolar, insanlar avuçlarını patlatırcasına ayakta alkışlardı.
Herhalde o günlerde Cem Yılmaz da 'Su'ya "Buu" diyordu.
XXXXXX
Az batıp çıkmadı.
Vergi, SSK borcu ve diğer giderlerle yıllarca az uğraşmadı.
Gazanfer Özcan, Nejat Uygur gibi ustaların yaşadığı sıkıntıları o da yaşadı...
Hatırlıyorum da,
'Hodri Meydan Tiyatrosu'nu ayakta tutmak için az çaba göstermedi.
XXXXX
Dibi de gördü, zirveyi de!
Yokluğu da gördü, varlığı da...
Şimdiki, sonradan görme komedyenler gibi, villasının kapısına 4 arabayı peş peşe park ettirmedi.
Mahalleye kendisini güldürmedi.
Kulaklarına servet değerinde pırlanta küpeler takıp dolaşmadı.
Halkın içinden geldiğini hiç unutmadı.
Parayı bulmadı mı?
Buldu!
Ancak, 'buldumcuk' olmadı!
XXXXXX
Yılarca tiyatro sahnesinde, TV skeçlerinde garibanı oynadığını hiç unutmadı.
Zenginliğini o garibanların gözünün içine sokmadı.
Herkese dürüst oldu.
Bu yüzden de zirveye çıktı ve orada kaldı.
XXXXXX
Meslekte geçirdiğim 34 yıl bana şunu gösterdi...
Şöhrete kavuşan, parayı bulan oyuncular, "Tamam ben oldum, burada artık kalırım" sanıyorlar.
Oysa kalıcı olmak için ilkeli olmak, sözünün eri olmak gerekir...
Yalanla, dolanla ancak kendini kandırırsın, kimseyi değil.
Atalarımız ne güzel söylemiş:
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner!
XXXXXX
Ne demek mi istedim?
Gidin öpün Levent Kırca'nın elini, o size anlatsın!
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...