Yağmur yağıyor şakır şakır, kimi bereket deyip şükrediyor, kimi hayıflanıyor, söylenip duruyor... Koca karısını dövüyor, birileri yok artık daha neler diyor, bir başkası en ağır ceza verilsin istiyor kimisi de ne yaptı da hak etti kimbilir diyebiliyor... Kimi zaman fıkralara konu olabiliyor algı farklılıkları kimi zaman insanın sinirlerini bozabiliyor.
Dubai’de büyük bir alışveriş merkezindeki dev akvaryumda sızıntı meydana gelmiş. Spiker camdan fışkıran suyu görünce sağa sola kaçışan insanların paniğinden bahsediyor. İnsanların sadece ıslanacacağını düşünüp asıl yüzlerce balığın öleceğine üzülmem algı farklılığının traji-komik bir örneği olsa gerek. Tıpkı Pakistan’da, başbakanın geçişi nedeniyle trafiğe kapatılan yolda doğum yapan kadının haberi gibi. Başbakanın, halkın bu tip durumlarda sıkıntı çekmemesi gerektiğini söyleyip yolları kapatanlarla ilgili soruşturma başlattığı haberini süsleyen fonda yer alan heryerinden insan sarkmış otobüslerin, atlı arabaların görüntüleri hem trajik hem komik başka bir durumdu.
Ama komik bir yan bulamayacağımız dramlar var hayatın içinde, sırf algı farklılığından daha doğrusu bozukluğundan kaynaklanan...
Bir kamyon dolusu patlayıcı madde... TSK’ya ait. Olur tabii neden olmasın? Sonuçta Türk ordusunun silahları, Meksika’nın değil ya, Ankara’ya da gider, Samsun’a da... Benim anlayamadığım nasıl olur da 900 tane el bombası normal trafikte (bizdeki normal tanımının kaç tıkanık şeritten oluştuğunu eklemeye gerek yok) salına salına gider? O kamyon ve zaman içinde sık sık, sanki saman taşıyorlarmış gibi alalade bir şekilde trafiğe salınan silah ve patlayıcı madde yüklü diğer kamyonlar? Kamyon devrilirse ortalığa saçılacak 900 bombanın ne olacağını hiçbir yetişkin düşünmüyor mu? Adı üstünde; “patlayıcı”. Bu patlayıcı dolu kamyonların geçtiği zamanlarda o güzergahların trafiğe kapatılmış olması gerekmez mi? Hayatımız kimlerin algısına emanet?
Kadın jandarmaya gidiyor, kocam beni dövüyor, yardım edin diyor. Adamı bir iki ay içeri alıp sonra eve, kadının yanına geri yolluyorlar. Karısını dövüp duran bir adamın, büyük ihtimalle kendisi gibi insanlıktan uzak yaşayan üç beş hemcinsi ile iki ay bir avluda volta atıp eve dönerken kucak dolusu gül götüreceğini kim düşündü acaba? Burada algı bozukluğu kadın döven adamda değil tabii, o hasta. Bozukluk bu yaratığın birkaç ay hapiste kalıp rahibe Teresa kılığında çıkacağını düşünenlerde.
Peki hapisten çıkıp karısının kulaklarını ve burnunu kesen bu adamla köpeğine defalarca tecavüz eden bir adam (kadının da köpeğin de hamile olması tabii ki bu durumda konu dışı detaylar) hukuk karşısında hangi algı ile farklı konumlandırılabiliyor? Her iki şekilde de gerçekten çok ağır cezalar almaları hatta bir daha toplum içine salınmamaları gereken bu “gerçek hayvanlar” nasıl oluyor da ceza almıyorlar?
Hukuk kurallarını koyanlarda algı bozukluğu olursa cani ruhlulardaki algı bozukluklarından halkı kim koruyacak? (Bu arada evrimciler şu algıyı da bir açıklayabilseler tebrik edeceğim...)