17 Mart 2010 Çarşamba
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Geçmişin ağırlığından kurtulmak

Bir çoğumuz kendi hayatlarımızdan biliriz.

Bir türlü yüzleşemediğiniz, yüzleşemediğiniz için de çözemediğiniz bir sorun; hayatınızdan çıkarıp atmak ve hiç yaşamamış gibi olmak istediğiniz bir zaman dilimi ya da kimsenin bilmesini istemediğiniz, tatsız kimi hatıralar... Siz unutmak istedikçe sizi esir alırlar. Siz küçülsün, önemsizleşsin istedikçe kendi çaplarını da aşan bir şekilde büyür, hayatınızın meselesi haline gelir, her adımınızda ayağınıza takılır; sizi tökezletir, düşürürler. Düşmanlarınız için, istedikleri zaman tekmeleyebilecekleri "yumuşak karnınız" olurlar. Ateşli gecelerinizde gördüğünüz kabuslar gibi katlana katlana, büyüye büyüye, üzerinize üzerinize gelir, sizi nefessiz, kıpırtısız, çaresiz bırakırlar.

Oysa bir cesaret, utanmayı sıkılmayı bir yana bırakıp, sorun neyse kendi içinizden çıkarıp orta yere koyabilseniz; ona, içinizdeki bir şeye bakar gibi değil de, sizden bağımsız, sizin dışınızda olan bir şeye bakar gibi bakabilseniz, birden çözümün o kadar da zor olmadığını, bunca yıl o kadar eziyeti boşuna çektiğinizi fark edeceksinizdir.

Ermeni meselesi bizim için tam olarak böyle bir kabus haline gelmiş durumda... İşte, İsveç Parlamentosu'nun soykırımı kararını kabul etmesiyle birlikte bir kez daha paniğe kapılmış durumdayız.

Ne konuyu kapatma, dünyaya unutturma, yok saydırma imkanımız var; ne de olup biten her ne ise çekincesiz bir şekilde ortaya serip tartışacak cesaretimiz...

Bu sıkışmışlık içinde, her Allah'ın günü, bu defa hangi taraftan darbe yiyeceğiz; hangi ülke parlamentosundan soykırımı yasası çıkacak diye elimiz yüreğimizde beklemekten yorgun düştük.

Kimileri "1915'te ne oldu" sorusunu tarihçilere havale ederek kurtulabilmeyi umuyor bu sıkışmışlıktan.

Oysa tarih, "1915'te ne oldu sorusu"na hiçbir zaman tek bir cevap veremez. Hiçbir tarihi olayda tek bir cevap vermediği gibi... Bütün mesele, farklı tarihçiler tarafından yazılmış farklı hikayelerin hepsinin ama hepsinin özgürce ortalıkta dolaşmasına ve bu hikayeler etrafında özgür tartışmanın sürüp gitmesine izin verilmesi, zemin yaratılmasıdır.

Tarihçiler karar veremez de parlamentolar verebilir mi? Yine hayır... Tarihi gerçekler parlamenterlerin oylarıyla da karara bağlanamaz. Herhangi bir tarihi olay herhangi bir parlamentonun yüzde 51'i öyle oy kullandı diye değişmez.

1915'te olup bitene bir isim koymak tarihin değil ama hukukun konusu olabilir elbette. Ne var ki, olayın hukuki boyutu da geçmişte çok tartışıldı. 1948'de yapılmış bir soykırımı tanımının 1915'te yaşanmış olan bir olay için kullanılamayacağı; 1948 sözleşmesinin geriye dönük olarak uygulanmasının hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu genel olarak kabul gördü. Dolayısıyla bu yaranın kapanması için hukuktan da medet umamayız.

Bana kalırsa çözüm devletin özür dilemesi de değildir. Çünkü bu, devletin bir resmi görüş yerine bir başka resmi görüş geçirmesi anlamını taşır. Nasıl inkâr çizgisi bazı vatandaşların düşüncelerini temsil ederken bazılarını rahatsız ediyorsa, kabul edip özür dileme çizgisi de bazı vatandaşların duygularını temsil ederken bazılarını rencide eder.

Dolayısıyla doğru olan, devletlerin tarihi olaylar konusunda resmi görüşü olmamasıdır. Devlet her konuda olduğu gibi bu konuda da tarafsız, ideolojisiz ve fikirsiz olmalıdır.

Geriye kalıyor tek yol; devletlerin aradan çekilmesi; bütün yasakların, bütün kırmızı çizgilerin ve tabuların ortadan kalkması ve toplumların tarihçileriyle, sosyologlarıyla, hukukçularıyla, siyasetçileriyle, sanatçılarıyla birlikte serbest bir hesaplaşma ve yüzleşme sürecine girmesi...

Ama bilelim ki böyle bir hesaplaşma ve yüzleşme sürecinden ­asla tek bir ortak "karar" çıkmayacaktır. Her insan kendi vicdanıyla baş başa kendi "kararını" kendisi verecektir. Ve muhtemelen bu kararlar kullanılacak terminoloji ile ilgili -soykırımı mı, değil mi- olmayacaktır.

Çünkü aslında tıkanıklık 1915'te olup bitenlere isim koyamamaktan kaynaklanmıyor. Asıl sorunumuz bugün hâlâ 1915'te olan bitenler hakkında hissettiklerimizden kaynaklanıyor. Dünya bizden kendimizi cani gibi hissetmemizi beklemiyor ama biraz empati bekliyor. Dedelerimizin yaptıklarını hâlâ haklı mı buluyoruz? "Onlar da bizimkileri kesti" pişkinliği içinde miyiz hâlâ? "Savaş sırasında olur böyle vak'alar" vurdumduymazlığı içinde İttihatçıların suçlarının üstünü kapatmaya mı çalışıyoruz? Yoksa geçmişte yaşananlar hakkında samimi bir üzüntü, samimi bir kınama içinde miyiz?

İşte yasaksız, özgür bir tartışma ortamı içinde böyle bir ruhsal hesaplaşma sürecine girildiğinde, herkes yıllardır içinde biriken öfkeyi, sızıyı ya da pişmanlığı ortaya döktüğünde sonuçta bütün vicdanlardan aynı karar çıkmaz belki ama bütün vicdanlar eskisinden daha huzurlu olur ve geçmişte olup bitene ne isim konduğu bugünkü kadar önem taşımaz.





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (9 yorum)
bu ülkenin kürt sorunu ermeni sorunu kıbrıs sorunu çözümlemeden hiç bir sorunnu çözülmez aş iş sorununu bu sorunların çözümlenmesinden geçer resmi tarihe statükoya direnmedende bu sorunların çözümü zor ancak ben umutluyum benim ülkemde cumhuriyeti benim algıladığım anlamda demokrasiyle taçlandıracak saygılarımla
mehmet altıntaş - 23:15 / 2010.03.17
yıllarca deniyor ki gelin tarihi kayıtları bilimsel olarak birlikte inceleyelim hangisi doğru görelim. neden kabul edilmiyor.allah,doğru bilgiyi ortaya çıkaranı sever,diğerini sevmez.işte bilim.
sevmek - 21:49 / 2010.03.17
arkadaşlar ,mehmet arkadaş tamamen sizinle aynı görüşte ama gülay hanımın yorumuna ironik olarak alaycı bir şekilde yaklaşmış.mehmet arkadaş bakın ne diyor:" ermeniler 1915 te çiçek üreticisi olarak çalışırken..".."yani ermenilerle çatışırken onlar çiçek toplamıyordu,türklere karşı giriştiklerinin cevabını almışlardı ..demek istiyor ama derdini tam anlatamamış galiba yoksa kimsenin haddine değildir atalarımıza böyle sövmek...
Basri Kara - 21:15 / 2010.03.17
dedelerimizi sahte isim altında ermeni ağzıyla hakeret edenlere hakaretlerini şiddetli bir hızle kendilerine iade ediyoruz.......
Osman Paşa - 15:32 / 2010.03.17
mehmet(papazyan) isimli yorumcuyu günahsız dedelerimize hakaretinden dolayı şiddetle kınıyor fazlasıyla ve layıkıyla bu hakaretini kendisine iade ediyorum ...........
Metehan - 15:27 / 2010.03.17
günahsız dedelerimize hakaret eden mehmet isimli ancak bu isim sahte bu gerçek türk olamaz bu kişiye o hakaretlerini fazlasıyla iade ediyorum asıl siz layıksınız o yakıştırmalara.....
AHMET - 15:22 / 2010.03.17
türk milletinin geçmişi ak süt gibi bir leke yok o kargaşada karşılıklı öldürmeler olmuş bir soykıırm asla yok siz sayın yazar yazılarınızda türkleri suçlamak için sürekli öküz altında buzağı arıyorsunuz kısaca türklere kin kusuyorsunuz lütfen sansür etmeyin yayınlayın...
türkoğlu türk - 14:27 / 2010.03.17
evet bende aynı şekilde ermenilerin 1915 yılında çiçek üretecisi olarak çalışırken biz türklerin onları sadistçe katlettiklerini dedelerimizin ne alçak adamlar olduğunu itiraf edersek dünyanın bu baskısında kurtulacağımızı umuyorum.
mehmet - 14:00 / 2010.03.17
kesilikle doğru bir yaklaşım gülay hanım.aynı frued metodu gibi.sakin bir şekilde bir psikolog koltuğuna uzanmış gibi geçmişi hatırlayıp itiraf etmek,yüzleşmek, bunu yüksek sesle söyleyebilmek kişiyi ve bu itirafları duyanı rahatlatır.biraz acı çekeriz ama gerçek rahatlama da böyle olur.zira ulusların bu türden biri birlerinden soracağı o kadar hesap var ki,geçmişe gömülmekten önümüzü göremiyoruz.geçmiş bizi esir alıyor.özgürce konuşalım-özgür olalım...teşekkürler gülay hanım...
Basri Kara - 09:50 / 2010.03.17



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Askeri araç devrildi

Askeri araç devrildi, kazada yaralılar var...

Mersin'de bomba gelişme

Mersin'de el yapımı 27 bomba ele geçirildi.

Sıcaklıklar 9 derece düşecek

Balkanlar'dan gelen soğuk havanın etkisi altına girecek Marmara'da...

Arınç'tan MİT açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT kriziyle ilgili açıklama...

30 ilde KCK operasyonu

30 ilde düzenlenen KCK operasyonunda 109 kişi gözaltına alındı...

Dink davasında bir beraat daha

Dink davasında tutuksuz sanık Coşkun İğci'nin beraatına karar...

Başsavcılıktan MİT açıklaması

Başsavcı vekili Seçen yaptığı açıklamada, 'Bazı devlet görevlilerinin...

Sadece Türkler'e has ölümler

Biz Türk insanları ölümümüzle bile dünyada fark oluşturmayı...

İstanbul'da olaylı gece

Park halindeki 2 araç kimliği belirsiz kişilerce kundaklandı...

MİT krizinde Ergenekon hesabı

MİT’çilerin ifade krizini devlet krizine dönüştürmek isteyen...

İşte BUGÜN'e damga vuran manşet

Hangi gazete hangi haberi nasıl gördü?..

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.