"Temel çıkarlarımızı gözetip, düşüncede ve uygulamada birleşip ilerleyemiyoruz. Bunu başarmak isteyenleri de engelliyoruz."
Oysa küresel kriz ekseninde tartışmalar alevli biçimde sürerken, bizde olduğu gibi tüm dünyada işsizlik, "bir numaralı sorun" olmaya devam ediyor. Gelin, bu önemli tartışmaları kendi kısır döngümüze dalıp, ıskalamayalım!
Belki de hayatın dinamikleri, yeni kavramlara, yeni devrimlere hiç bu kadar açık olmamıştı. Küresel ekonominin işleyişiyle ilgili varsayımlarımıza, önyargılarımıza açıkça meydan okuyan, kafa tutan iş ve kültür devriminin ilk dalgaları artık hissedilmeye başlandı.
Adına, "Katılımcı kültür" denilen yepyeni bir kavram doğmaya başladı ki, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri, bunu iyi analiz etmeli. İngilizce deyimiyle "Crowdsourcing" denilen bu kavram literatürdeki yerini de alıyor.
Henüz Türkçe anlatımı oluşmadığı için "Crowdsourcing"in tam neyi ifade ettiğini anlatmaya çalışalım. Sevdikleri şeyleri, özellikle başkalarıyla birlikte yapmaktan hoşlanan binlerce insanın, plansız eylemlerinin ürünü olarak açıklanan kavram, biraz boş zamanı, öğrenme isteği ve internet bağlantısı olan herkesin ekonomik üretkenliğe katkıda bulunmasına izin veriyor.
Bir anlamda "amatörlerin yükselişi" diyebiliriz. Mesela, ilginç tasarımlı tişört üretip para kazanmak isteyen bir amatör grup, bunu kuracakları internet sitesiyle geniş kitlelere tanıtıp, satabiliyor.
Uzun yıllarını bu işe vermiş, milyonlarca lira cirosu olan bir firmanın dağıtım ve satış kanallarını zora sokabiliyor.
ONLINE RÖNESANS BAŞLADI
Belli ki, ABD'li iktisatçı, yazar ve gazeteci Jeff Howe da bizim gibi küresel kriz karşısında batan şirketleri, işsiz güçsüz kalan insan yığınlarının ne yapacağını, bu amansız rekabet ortamında dünyanın nereye gideceğini düşünmüş olmalı ki, oturup sözünü ettiğim yeni kavram "Crowdsourcing" üzerine bir kitap yazmış.
Soruyu da "Kalabalıkların gücü, bir işin geleceğine nasıl şekil verebilir" diye sorup yola çıkmış. Koç Topluluğu şirketlerinden Koç Sistem, kitabı ilginç bulup Türkçe'ye çevirtmiş.
Kavramla geleneksel iş modelleri eskide kalıyor. Bu modelde, firmalar, müşterisini iş süreçlerine dahil ediyor, hatta merkeze alıyor.
Anladınız değil mi? Müşteri merkezde olunca da zenginleşen ve verimliliği üst düzeye çıkan firma, başarıdan başarıya koşuyor.
Sıfır yatırım ve maliyetle Ar-Ge departmanını kuran şirket, yeni ürünlerin testini yapıp, ücretsiz içerik yaratıyor ve bu işleri de bir anlamda 'gönüllüler ordusu" olan kalabalıklara yaptırıyor.
Howe'un kavramı, internetin, insanları birbirinden ayırdığını söyleyen felaket öngörüsünün antitezi olarak, din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan aynı amaç için bir araya getirmeyi başardı.
İş dünyasından siyasete, medyadan finansa, bilimden mühendisliğe, sanattan eğlence üretimine kadar her şeyin üretiliş biçimini değiştirmeye başladı.
Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, yeni kavramı şöyle yorumluyor: Crowdsourcing, eski iş modellerini sarsıyor, üretim sürecini kalabalıklara yaptırıyor. Tüketiciler, şirketlerimizin görünmez çalışanı haline geldi. Tüm dünyada "Online Rönesansı" yaşanıyor. Kitabı okuyan herkes bunu görüp tıpkı bizim gibi şaşıracak."
Nalbantoğlu'na selam, kitabı okumaya devam!
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...
200 bin memur ve 127 bin işçi kadrolu oldu. Şimdi 151 bin sözleşmeli...