Cumartesi, pazar İstanbul'da hava 18 derece olacak...
Ve bol güneşli, Bu iyiliğimi de unutmayın. Hafta sonu programınızı ona göre yapın...
***
Hava serin de olsa, Güneş birkaç gündür parlıyor gökyüzünde.
Yaklaşan baharı müjdeliyor.
Çok yakında ağaçlar çiçek de açar, pembe pembe...
Begonviller fışkırır ağaçlardan Boğaz'ın her iki yakasında...
Ne güzeldir dostlar...
Akasyalar, manolyalar, mimozalar arasında gezmek Boğaziçi'ni.
Papatyalar fışkırır topraktan sapsarı...
Ve dahi menekşeler süsler her yeri...
***
Gökyüzünde güneş, Denizde hafif dalga, Ve uçuşan martılar, Hele bir de birkaç tekne geçerse Sarıyer'e doğru.
İnsanın yanında sevdiği de olursa, Küçük bir tahta masada, Sıcak bir poğaça ve bir bardak sıcak çayla da mutlu olur insan, İlkbaharda...
Boğaz'da, Böyle havalarda...
***
Bütün bunlar aklıma, Seda Sayan'la, Mehmet Ali Erbil'in fotoğrafını görünce geldi...
Eşlerinden ayrılıp, birbirlerine kavuşan ikili, İstinye Park'ta buluşmuşlar...
Kahkahalar havada uçuşuyor...
Çevre masalar dönüp dönüp onlara bakıyor...
***
Hava henüz serin İstanbul'da ama güneşli...
Ünlülerin uğrak yeri, meşhur Masa Restaurant'ta, Öğlen yemeğinde, açık havada, bir masanın etrafında...
Oturmuş, sohbet ediyorlar.
Mehmet Ali bir de sigara tellendirmiş hafiften, Muhabirler sormuş, “Siz içmezdiniz, hayrola?” “Ben içmeyeyim de kim içsin” demiş.
Eşinin istediği milyon dolarları düşünüyor herhalde!
Seda'nın ise umurunda değil hiçbir şey...
Fotoğraftan belli. Bir haftada bitirdi evliliğini, yeni işini, yeni hayatını planlıyor.
***
Yazıyı tamamlarken; cama vuran güneş ışığı gözümü aldı.
İçimde bir heyecan sormayın gitsin. Bahar geliyor ya ondan; biliyorum.
Bu hafta sonu sizi bilmem ama, Ben kesin o tahta masadayım.
Bir bardak sıcak çayım, Sıcak bir poğaça, Ve sevdiğim...
Tek eksik, Begonviller!
Sabredin.
Onları da göreceğiz İnşallah.
Birkaç hafta sonra...
Eş Ruhumun Eş zamanı filmindeki rolüne iyi hazırlanabilmek için...