IMF'den resmen ve fiilen kopuşu Mayıs 2008 değil de "Stand-by görüşmeleri bitti" açıklamasının yapıldığı bu aydan başlatacak olursak, "IMF'nin Türkiye ile nikâh kıydığı gün dünyaya gelen çocuklar bugün 11 yaşına bastı" diyebiliriz. Birliktelik bu kadar uzun olunca toplumun IMF'sizlikten beklentisi farklı oluyor. Memur ve işçi daha fazla maaş zammı için öndeki engelin kalktığı düşüncesine kapılıyor. Toplum genelinde hayat pahalılığının, vergi artışlarının ve zamların duracağı görüşü ağırlık kazanıyor. Yatırımcının, müteahhidin bütçeden daha kolay ödenek alabileceği hayali öne çıkıyor.
Bütün bu beklentilerin karşılanıp karşılanmayacağı ya da ne ölçüde karşılanacağı hükümetin bütün dünyaya ilan ettiği Orta Vadeli Program'da (OVP) açık açık yazıyor. Program harfiyen uygulanır mı, bugünden bilmek pek olası değil. Ancak uygulanacağı yönde söz verildi ve bu söz Türkiye ekonomisine içeriden ve dışarıdan duyulması istenen "güven"in tesisi açısından kritik önem taşıyor. Bakan Babacan, güvenin zedeleneceği endişesiyle revize kelimesine oldukça uzak duruyor.
MEMUR ZAMMI BELLİ
Türkiye OVP'yi IMF'siz hazırladı. Dolayısıyla bugün IMF'nin gündemden düşmesi OVP'nin değişeceği anlamına gelmiyor. OVP'deki rakamsal veriler memur maaşlarına üç yıllık dönemde enflasyon oranında zam yapılacağını işaret ediyor. Program'da, hedeflere ulaşmak için gerektiği takdirde kemer sıkma dahil vergi ve çeşitli mali önlemlerin alınacağı açıkça ifade ediliyor. Yatırımcının, müteahhidin artış beklediği kamu harcamalarının mevcut dengeler içerisinde seyredeceği belirtiliyor.
Programa IMF elinin değmediğinin en belirgin işareti ise faiz dışı fazla ve kamu borcunun milli gelire oranında görünüyor. IMF müdahalesi olmadığı için Türkiye, krizle bozulan ya da değişen bu dengeleri halka daha az baskı hissettirerek ve daha uzun vadede düzeltme yönünde tercihini kullandı. Bunu yaparken de düşük büyümeyi göze aldığını ilan etti. Türkiye 2010 bütçesini ve 3 yıllık programını IMF ile birlikte hazırlayıp stand-by anlaşması ile birlikte uygulamaya karar verseydi, daha zorlu hedefler mevcut hedeflerle yer değiştirebilirdi.
GÖZLER BÜTÇEDE
Türkiye ekonomisinin IMF'siz nasıl bir yol izleyeceğini merak edenler, en erken sinyali alabilmek için bütçeye bakıyorlar. İki aylık bütçe sonuçları önceki gün açıklandı. Görünen o ki, program ve bütçe hedeflerine harfiyen uyulmaya özen gösteriliyor. Yılın başında yapılan vergi zamlarının meyveleri toplanıyor. İthalattan alınan KDV gelirlerindeki artış, ihracatı ve büyümesi ithalatla beslenen ekonominin geleceği, dolayısıyla vergi gelir hedefleri için olumlu sinyaller veriyor.
Türkiye'yi yakından izleyen birkaç yerli ve yabancı kuruluşun bütçe performansına ilişkin hazırladığı raporları okudum. Hiçbir raporda hedeflerin yakalanamayacağına dair endişe yok. Ancak hepsinde şu soru var: "Hedefler en başından düşük belirlendi. Ekonomi daha hızlı büyürse ortaya çıkan fazla kaynak acaba nereye harcanacak?"
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...