SON DAKİKA
haberL haberR
Gülay GÖKTÜRK
11 Kasım 2011 Cuma
Nagehan Alçı'ya açık mektup

Seninle henüz tanışamadık. Ama ben seni ilgiyle ve sevgiyle izliyorum. Keskin zekanla, fikri cesaretinle, polemik gücünle seni basının "geleceği olan" figürlerinden biri olarak görüyorum.

Aslında bugün başına gelenler, böyle düşünenin sadece ben olmadığımın da en iyi göstergesi.

Şu adi saldırganın böyle biri haline gelmesine neden olan cinsel travmalarını, cinsel kimlik ve cinsel işlev bozukluklarını incelemek benim işim değil; tedavisi imkansız bir iktidarsızlık sorunu mu, çaresiz bir abazanlık türü mü bilemem, en iyisi bunu uzmanlara bırakmak...

Ama bu "tür"ün sapık-ataklarının temel dürtüsünü söyleyebilirim.

En azından basında...

Bunların, biz kadınların vasat erkeklerin açtığı vasat fikir ortamlarında, onların izinden giderek var olmamıza, onları sürekli teyit ederek bir adım arkadan ilerlememize bir itirazları yoktur. Hatta bundan hoşnut bile olurlar; zira böylece kendilerini bir kez daha doğrulamış, kronik öz güvensizliklerini bir nebze dindirmiş olurlar. Kendilerini fevkalade "çağdaş ve eşitlikçi" hissetmeleri de cabası...

Ama o kadınlar, o vasat fikir ortamından çıkmaya; o fikir ortamına kafa tutmaya başladılar mı; onların hurdacı dükkanına benzeyen beyinlerini şöyle bir sarstılar mı, duydukları kin ve öfke inanılmazdır.

Bu ne cürettir böyle!

Bu ne haddini bilmezliktir!

İşte o zaman, beyin kıvrımlarında pusuya yatmış bekleyen testosteron birden bütün beyinlerini ele geçiriverir.

Böyle zamanlarda neler yapabileceklerine şaşar kalırsın.

En fazla sıkıştıkları noktada, sana "en zayıf" olduğunu sandıkları noktadan saldırırlar. En eciş bücüş olanlar bile sana "çirkin, yaşlı, şişko, sakil" diyerek canını acıtmaya çalışır. Eğer çirkin diyemeyecekleri kadar güzelsen o zaman da "orospu" demeye getirirler. Yani çıkış yoktur; çirkinliğin en büyük suçundur. Ama güzelliğin de öyle.

Saldırılar kimi zaman bıyık altı gülümsemelerle, kimi zaman seviyesiz imalarla, kimi zaman da şimdi sana yapıldığı gibi açık düşmanlık biçiminde gelir. Birçok kadın kendi deneyiyle bilir ki, fikir mücadelesinde karşı cephede yer alan bu tür erkeklerin hışmına uğramak için, genç ya da orta yaşlı; güzel ya da çirkin olman bir şey değiştirmez. Bu "tür"ün elinde her duruma yönelik silah mevcuttur.

En güçlü silahları "hafifmeşreplik" imalarıdır. Sürekli açığını kollar, en küçük bir fırsat yakaladılar mı saldırırlar. Bu imalardan korunmak için, bir erkekten on kat "mazbut" olman, hiçbir açık vermemen gerekir. Ama bu da kâr etmez. O kadar mazbut olursan, bu defa da "namus kumkuması" diye dalga geçerler...

Cinsiyetini sakınmadan ortaya koyarsan, kışkırtıcı olmakla eleştirilirsin, kadınlığını fazla gizlersen, bu defa da erkeksiliğinle alay edilir.

Genç ve bekârsan, koca bulmaya uğraştığını ima ederler. Genç değilsen, bu defa da evde kaldığın için hırçınlaştığını söylerler.

 Bir zamanlar onlardan biri bana "mama" demişti, solcu genç kızları "liberalizmin kötü yoluna düşürdüğüm" için! Benzetmeye bakar mısın? Senin, "Kemalizm dini" için misyonerlik yapanlara pezevenk demek hiç aklına gelir mi? Ama onların aklına sadece bu gelir. Tepeleri attı mı, tek bir tema vardır cephaneliklerinde: fahişe, sürtük, orospu...

 X x x

İşte bunlar böyledir güzelim.

Gazeteci olmak, aydın olmak, fikir üretmek zordur bu ülkede. Ama gördüğün gibi hem kadın olup hem de gazeteci, yazar ya da aydın olmak daha da zordur. Muarızların, fikirlerinle baş edemedikleri her noktada bedenine saldırır. Cinsiyetini her türlü provokasyona açık bir alan olarak yanında taşırsın hep. Elin yüreğinde, kimin ne zaman bu alana saldıracağını beklersin.

Başta yıpranacak, kırılacaksın. Ama yıllar geçtikçe sen de bu "tür"e alışacak, basın denen bu cangılda onlarla birlikte ama onlara dokunmadan yaşamayı öğreneceksin.

Bu arada yapmaman gereken tek şey, "çirkefi üzerine sıçratmamak" için dilini ve kalemini tutmak; kendini sansür etmektir.

Çünkü onların tek istedikleri de budur.

 

 

Yazıya Yorum Yaz
Yazının Yorumları (25 Yorum)
haa hah hay :) ne oldu,derin tefekkür; bilgi seviyesi yetersiz (!) bir kişiye dahi, cevap vermeyince " masa altı edebiyatı" di mi? senin "tarih bilgin " ne seviyede, bahşedermisin? her zaman ki gibi,vur kaç taktiği..."temel değerlere saygılı olmak" şartıyla, her fikri eleştir.kaçma, mazeret üretme
yoo! ben,"ilk okul 4 terk "im.. - 20:33, 12 Kasım 2011 Cumartesi
tamam biraderim.bak senin tarih bilgin ortaokul ve lisede okutulan resmi tarih kitapları ile sınırlı.sizi muhatap almamın sebebi sizi küçük görmek değil,bilgi seviyeniz yetersiz.onun için sizinle havanda su dövemem demişdim.işte şimdi bu sözümün doğruluğu tekrar ispatlandı.
Derin tefekkür - 17:57, 12 Kasım 2011 Cumartesi
"kemal karpat" tarihçi değilmi? nazlı ılıcak ta, sn.karpat'la sana ders verdi,yine saptırdın!..senden belge ( divan kararına itiraz gerekçesi ) ve sorularıma cevap bekliyorum. mügalata yapmanı değil..hele tarihçi edan!.. seni bağlar...haydi,bekliyorum cevaplarını..döktür bilgi ve belgelerini..
derin tefekkür'e - 17:18, 12 Kasım 2011 Cumartesi
son söz, “ifk " olayını da unutmamalıyız.bir birinizin ayıplarını araştırmayın " niye söylenmiş? adı üzerinde " özel yaşam " fikirleri eleştirelim, korkmayalım.bu arada hükümetin elini tutan yok, bahsettiğiniz nesne ve olaylara eğilebilir.atatürkçü olmama hakkı da var..saygılı olarak,hodri meydan!.
derin tefekkür'e - 16:56, 12 Kasım 2011 Cumartesi
sorun, herkesin kıvırması.atatürk'ü en sevmeyenlerin hatta bazı radikal sol örgütlerin bile yeri gelince bu ismin arkasına saklanması.öte yandan bazı müslüman siyasetçilerinde kuş dilinde konuşmak zorunda olması.
sorun sende - 16:11, 12 Kasım 2011 Cumartesi
sn.nazlı ılıcak tarihci değil ki.osmanlıca bilmez.hangi tarihi arşivde araştırma yapmış.o sadece bir yazardır.günlükgazetelere düşüncelerini yorum olarak yazar.siz can simidi gibi ona niye yapışdınız ki?ahmed'in mehmet'in yorumlarını bana buraya yazmayın.herkesin düşüncesi kendini bağlar.sizin tarih
Derin tefekkür - 15:47, 12 Kasım 2011 Cumartesi
geçmişi ve şahısları iyilikle yad edelim."latife hanım" da hoş değil.tarih olan bilgilerin dışında ki, özel bilgiler paparazileri ilgilendirir.onlarda muarrızlarının yazdıklarında var!. dedikodu, kötülük ne yapılır islamda? onuda sen düşün ve yaz..berrin hanım'ın hatıratı'na saygı,latife hanım'a da
derin tefekkür'e - 15:22, 12 Kasım 2011 Cumartesi
geçmişi ve şahısları iyilikle yad edelim."latife hanım" da hoş değil.tarih olan bilgilerin dışında ki, özel bilgiler paparazileri ilgilendirir.onlarda muarrızlarının yazdıklarında var!. dedikodu, kötülük ne yapılır islamda? onuda sen düşün ve yaz..berrin hanım'ın hatıratı'na saygı,latife hanım'a da
derin tefekkür'e - 15:22, 12 Kasım 2011 Cumartesi
tüm medeniyetlere ve tarihi şahsiyetlere saygı duymalıyız...bugün ve rüzgarı da geçecek elbet..adımlarımıza ve sözlerimize dikkat!.. eleştiri, kıyaslama yaparken “zaman’ın ruhu” na da dikkat...osmanlı yaşandı, yaşanmışlıklardan ders alalım... cumhuriyet yaşanıyor.onu da , anlayalım,güçlendirelim.
derin tefekkür'e - 15:15, 12 Kasım 2011 Cumartesi
“ osmanlı ya tu kaka “ neden denilsin..hele 2011 den o yıllara bakarak..dedim ya tam saptırma ve demogoloji uzmanısın..kaldı ki atatürk'ün başta hz. muhammed, fatih ve diğer eşhas için saygı ile söyledikleri, yazdıkları varken böyle bir haleti ruhıye nin adı ne ola ki ? bu topraklarda yaşayan,
derin tefekkür'e - 15:13, 12 Kasım 2011 Cumartesi
kin alay ve nefretle olmamak şartıyla...“ yanlış yapanların safında (yani atatürk’ün mü ?? ) inatla durmak size bir şey kazandırmaz “ gibi cümlelerinizi, tarihi şahsiyetleri- devlet büyüklerini ( sevmek mecburiyetinde değiliz elbet )eleştirilerinizi, saygıyı koruyarak yazmanız gerekmez mi ?
derin tefekkür'e - 15:08, 12 Kasım 2011 Cumartesi
( her iksinde de, güçler tek adam da idi ) bir “ divan ret gerekcesi” ni bulur, araştırır, düşünür ve burada paylaşırsan (ve, meclis-i mebusan “ ın neden,niçin ve kim tarafından kapatıldığını da ) durum daha da anlaşılır.”geçmiş; ders almak, geleceği sıhhatli inşaa etmek için analiz edilmeli elbet,
derin tefekkür'e - 15:06, 12 Kasım 2011 Cumartesi
"bir " yaz.. elbette, 'neden karşı olduğunu' divan-a gerekceleri ile açıklamışdır...o gerekçeler önceden kararlaştırılan, bazı umdelere ve padişahın otoritesini sağlama alan kurallar değilmiydi...aynı mantığı güdersen, “güçler birliği”ni savunan ilk dönem cumhuriyet’e de çatma hakkın olamaz..
derin tefekkür'e - 15:03, 12 Kasım 2011 Cumartesi
tarihi konuşmalara ve olaylara cevap yerine saptırma,demogoji yapıyorsun...“ne oldu? benim tarih bilgileri sizi açmadı tabii ” diyeceğine tarihi konuşmalara cevap ver...tabii verebilecek kapasiten varsa.. ”mutlakiyet “ nedir biliyorsan,divan ve padişah arasında ki hukuki ilişkiyi de "bin " düşün
derin tefekkür'e - 15:01, 12 Kasım 2011 Cumartesi
ben size kaç defa yazdım.sizi chp de kurtarmaz nazlı ılıcak'ın düşünceleride kurtarmaz.kurtuluşu arıyorsanız allah'ın emir ve hükümlerine teslim olacaksınız...sizi kurtaracak olan ancak islama dört elle sarılmakdır.
Derin tefekkür - 14:57, 12 Kasım 2011 Cumartesi
latife hanımın yazdığı hatıratı bir gazetede yayınlanacakdı.neden apar topar sansür konularak bu yazılar torbalara konulup türk tarih kurumunun depolarına konularak mühürlendi?sorarım size?bu hatıralar neden milletden gizlenir?
Derin tefekkür - 14:15, 12 Kasım 2011 Cumartesi
tarihle yüzleşirken benim ne egom olabilir ki?tarih sizin bakdığınız gibi midir?osmanlı tu kaka mı diyelim o zaman mı gerçek tarih olacak?
Derin tefekkür - 13:27, 12 Kasım 2011 Cumartesi
malum kişi yada kişiler benim yazdığım tarihi gerçekler ve hakikatler sizi neden rahatsız ediyor?hata ve yanlış varsa bunu kabul etmek de bir erdemdir.yanlış yapanların safında inatla durmak size bir şey kazandırmaz.yanlışı savunmak sizide o yanlışa sürükler.zulme ve küfre rıza zulumdur ve küfürdür
Derin tefekkür - 13:23, 12 Kasım 2011 Cumartesi
padişah'ın yanında bir meclis vardır.buna meclis-imebusan denir.devlet adamları ülkelerin kaderlerini belirlerler bunun için tarihi hataları varsa bunların genç kuşaklara anlatılması lazım.bunun hakaret olarak veya sevgisizlik olarak adledilmesi yanlışdır.hoş bu gönül ilişkisi değil ki?
Derin tefekkür - 13:10, 12 Kasım 2011 Cumartesi
etmeyip meclise geri gönderebiliyor.ayrıca yapılan araştırmalar göstermektedir ki divan üyeleri tarafından kabul edilmiş bir karar olağanüstü bir durum olmadıkca kanunu geri çevirmemiştir.karara karşı ise neden karşı olduğunu divan-a gerekceleri ile açıklamışdır.meşrutıyet döneminden sonra
Derin tefekkür - 13:03, 12 Kasım 2011 Cumartesi
o zamanın en değerli otomobilleri kimin parasıyla alınmışdı?padişah divan da sadece bir üyedir.divanın başkanıdır.elbetteki onunda bir düşüncesi olacakdır.o bostan korkuluğu değildi herhalde.bugün de enson kanun yürürlüğe girmeden cumhurbaşkanının onayına sunulmuyor mu?isterse kanunu kabul
Derin tefekkür - 12:59, 12 Kasım 2011 Cumartesi
kemal karpat, atatürk'ün “ yetkilerini parlamentoyla ve partiyle paylaştığını “, kendi döneminde çok partili siyasi hayata geçememiş dahi olsa, “ hiçbir zaman” diktatörlüğü amaçlamadığını da sözlerine ekledi.
nazlı ılıcak - 12:58, 12 Kasım 2011 Cumartesi
ne de olsa, hilâfetin kaldırılmasının üzerinden sadece 6 sene geçmişti…ayrıca 1929 ekonomik krizi de daha istikrarlı bir yönetim icap ettiriyordu. bütün bunların etkisiyle, atatürk, kendi kurdurduğu partinin kapatılmasını istemek zorunda kaldı.. wisconsin üniversitesi profesörlerinden ünlü tarihçi
nazlı ılıcak - 12:57, 12 Kasım 2011 Cumartesi
(12.11‘11) makalesinde şunu yazıyor: "..onunla (k.karpat )atatürk'ü konuştuk. değerlendirmelerini merak ediyordum doğrusu."atatürk'ün ruhunda diktatörlük yoktu" diye söze başladı ve devam etti. serbest fırka, halkta önemli bir destek bulunca, devrimlerin zedelenebileceği endişesini duymaya başladı.
Sn. NAZLI ILICAK, “ Karpat'a göre Atatürk” - 12:55, 12 Kasım 2011 Cumartesi
ne oldu?benim tarih bilgileri sizi açmadı tabii.bırak tarih dersi vermeyi diyorsun.geçmişi bilmezsek,yapılan yanlışları görmezsek tarih neden var acaba?ders aınırsa tarih tekerrür etmez.yoksa aynı fasit daire içinde döner durursunuz.o zaman otomobil yokdu diyorsun.atatürk'ün resimlerindeki bindiği
Derin tefekkür - 12:55, 12 Kasım 2011 Cumartesi
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Son Yazıları

Tüm Yazıları
10.9.2014
Yolun sonu
36 yıllık gazetecilik yaşamımın yeni bir dönüm noktasındayım. 10 yılı aşkın bir süredir yazdığım gazeteye ve siz okurlarıma veda etme günü geldi. 2003 yılının başında Merkez Medya’dan buraya, Tercüman’ın “ikinci doğum”una katkıda bulunmak için gelmiştim. Yeni Tercüman, 60’lı, 70’li yılların Tercü...
8.9.2014
Ey siyaset, sen nelere kadirsin!
Kılıçdaroğlu’nun CHP kurultayı öncesinde Kürt meselesine ilişkin yaptığı açıklamalar önemliydi. Anadilde eğitim konusunu yeniden ele alıp değerlendireceklerini söylemesi; Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nın şerhsiz kabul edilmesini savunması, bütün bunlar Kürt meselesinde radikal açılımlardı ve ...
6.9.2014
Sol ve Kürtler
Türkiye’de sol hareketin canlandığı 60 sonrası dönemden bu yana ama özellikle de 80 sonrasında solun Kürt hareketine ve Kürt sorununa yaklaşımında faydacı, fırsatçı, araçsallaştırıcı bir bakış hakim oldu. Sol ve sosyalist hareket, kendi kapsayıcı ideolojisinin ve siyasetinin, mevcut rejimden kayn...
5.9.2014
Demirtaş'ın "güçlü sol blok" arzusu
Demirtaş Yurt Gazetesi’ne verdiği söyleşide CHP’ye 2015 seçimleri için “güçlü sol blok” çağrısı yapıyor.Ama bazı şartları var: Hafta sonu yapılacak CHP kurultayından yüzünü sola dönen bir CHP çıktığı takdirde...Şöyle diyor Demirtaş: “CHP sağa kırmaktan vazgeçip sola doğru ciddi politik değişiklikler...
3.9.2014
Muhalif olmanın meşruiyeti
Yeni dönem için hemen herkesin ilk temennisi kutuplaştırıcı ve gerginlik yaratıcı üsluptan uzaklaşılması galiba... Liderler birbirine hakaret etmesin, birbirine küsmesin, uzatılan eli geri çevirmesin, aşağılayıcı hitaplar kullanmasın; salı günleri “ulusal kavga” günleri olmaktan çıksın ist...
2.9.2014
"Şahin" Akdoğan'ın yaptığına bakın!
Daha dün, Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecinin başına geçmesinin, süreci sekteye uğratacağı konusunda karamsar kehanetler dolaşıyordu ortalıkta. Bu kehanetlerin – aslında umutların demek daha doğru- dayanağı da Akdoğan’ın PKK’ya karşı sert üslup kullandığı ve “şahin” kanatta yer aldığı idi. Neresind...
1.9.2014
Kırmızı çizgi mi dediniz?
Herkes hata yapar… Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de 30 Ağustos resepsiyonunda hata yaptı. Çözüm sürecine ilişkin bir soru üzerine söyledikleri bir noktaya kadar makul karşılanabilir şeyler: "Hü­kü­me­tin bir po­li­ti­ka­sı var, o po­li­ti­ka yü­rü­yor. Biz çö­züm sü­re­ci­ne iliş­kin yol ...
DÖVİZ KURLARI
Para Birimi Yön Fiyat Saat
USD 2,6893 18:08
EUR 2,9859 18:08
BIST 81217 17:55
ALTIN 100,985 13:05