24 Ağustos 2011 Çarşamba, 01:21
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt

Doğruluk timsali sahabe Hz. Ka’b b. Mâlik

Doğruluk deyince akla sahabeden O gelir.

Doğruluk timsali sahabe Hz. Ka’b b. Mâlik
Benim durumumda olanların çoğu mazeret bildirmişti. Ben de aynı şeyi yapabilirdim. Zira içlerinde ikna kuvveti ve söz söyleme kabiliyeti en güçlü olanlardan biriydim. Ama nasıl olur da hiçbir mazeretim olmadığı halde Allah Resûlü’ne yalan söyleyebilirdim. Yapmadım, yapamadım...

Hz. Ka’b b. Mâlik: “Ben doğruluğumla kurtuldum”

Doğruluk deyince akla sahabeden Hz. Ka’b b. Mâlik gelir. Hz. Ka’b, kılıcı kadar sözü, sözü kadar da kılıcı keskin bir insandı. Şairdi. Akabe’de gelip Allah Resûlü’ne biat etmişti. Dolayısıyla da Medine’nin ilklerindendi. Fakat Tebuk seferine katılamamıştı. Sebebini kendi ağzından dinleyelim:

“Herkes muharebeye davet edildi. Allah Resûlü bu muharebeye ayrı bir ehemmiyet veriyordu. Herkes gibi ben de hazırlıklarımı tamamladım. İki Cihan Serveri hareket komutunu verdi ve ordu harekete geçti. Ben kendi kendime: “Nasıl olsa onlara yetişirim” diye beraber çıkmadım. Hiç de bir işim yoktu. Fakat kendime olan güvenim beni alıkoyuyordu. Bugün-yarın-öbür gün, derken günler gelip geçiverdi. Artık Allah Resûlü’ne yetişmem mümkün değildi. Mecburen bekleyecektim.. ve bekledim de. Hem de her saatı günler süren bir bekleyişle bekledim.

Nihayet, Allah Resûlü’nün seferden dönüşü her yandan duyulmaya başladı. Ordu Medine’ye döndü. Efendimiz de adeti olduğu üzere evvela mescide uğrayıp iki rekat namaz kılmış ve halkla görüşmeye başlamıştı. Herkes bölük bölük mescide geliyor, ziyaret ediyor ve harekete iştirak etmeyenler de özür beyanında bulunuyorlardı. Benim durumumda olanlardan da çoğu mazeret bildirmiş ve Allah Resûlü tarafından mazeretleri kabul edilmişti. Ben de aynı şeyi yapabilirdim. Zira içlerinde ikna kuvveti ve söz söyleme kabiliyeti en güçlü olanlardan biriydim. Ama nasıl olur da hiçbir mazeretim olmadığı halde Allah Resûlü’ne yalan söyleyebilirdim. Yapmadım, yapamadım. Karşılaştığımızda, İki Cihan Serveri kalbimi delip geçen bir buruk tebessümle karşıladı beni. Ve “neredeydin?” dedi. Durumumu olduğu gibi eksiksiz anlattım. Başını çevirdi ve dil ucuyla: “Kalk git” dedi.

MAZERET SÖYLE, KURTUL!

Dışarı çıktım. Kavmim etrafımı sardı: “Sen de bir mazeret söyle, kurtul” dediler. Dedikleri bir aralık kalbime yatar gibi de oldu. Ancak sonradan vazgeçtim. Sonradan öğrendim ki benim gibi doğruyu söyleyen iki kişi daha vardı.

Üçümüz hakkında bir emir yayınlandı. Artık hiçbir Müslüman bizimle görüşüp, konuşmayacaktı. Diğer iki arkadaşım evlerine kapanıp, durmadan gece gündüz ağlıyorlardı. Ben, aralarında en genç ve kuvvetli olandım. Sokağa, çarşıya, pazara çıkıyor ve namaz vakitlerinde de mescide gidebiliyordum. Ancak başta Efendimiz olmak üzere benimle kimse konuşmuyordu. Tam elli gün böyle geçecekti. Bütün insanlar ve bulunduğum yer bana öylesine yabancılaşmıştı ki, kendimi yabancı bir ülkede zannetmeye başladım.

Böyle bir günde Medine sokaklarında yapayalnız dolaşırken; sokaklarda bir adamın beni soruşturduğunu duydum. Sorduğu şahıslar işaretle beni göstermişlerdi. Adam yanıma geldi elinde de bir mektup vardı. Mektup bana aitti. Gassân melikinden geliyordu. Melik beni, kendi memleketine davet ediyordu. Mektubunda: “İşittim ki sahibin seni yalnız bırakmış.. bize gel; senin gibilerin bizim nezdimizde kadri yüksektir...” gibi sözler ediyordu. “Bu da bir imtihan”, dedim ve mektubu yırtarak ateşe attım.

ALLAH SİZİ AFFETTİ!

Elli gün dolmuştu. Artık dayanamaz hale gelmiştim. Dünyam kararmış ve kabir kadar daralmıştı. Her zaman yaptığım gibi evimin damında sabah namazını kılmış, oturuyordum. Birisinin yüksek sesle ismimi söylediğini duydum. Ses: “Müjde Ka’b!” diyordu. İşi anlamıştım. Hemen secdeye kapandım. O gün sabah namazından sonra Allah Resulü affımızı ilân etmişti. Mescide koştum, herkes ayağa kalkmış beni tebrik ediyordu. Allah Resulü’nün huzuruna gelip elini tuttum. O da benim elimi tutmuştu. Allah Resulü: “Allah sizi affetti” buyurdular. Ve hakkımızda inen şu âyeti okudular. (Tevbe, 9/118)

O bu âyeti okuduktan sonra Resûlullah’a hitaben, Ya Resûlallah! Ben doğrulukla kurtuldum.. bundan böyle ömrüm oldukça da doğrudan başka bir şey söylemeyeceğime, söz veriyorum dedim.”

BİR DUA

Senden af ve afiyet istiyoruz

Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, hidayet, takva, afiyet ve hayırlı zenginlik istiyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz ki, bunları ancak bize Sen verirsin. Hakkımızda her şeyin hayırlısını nasip eyle ya Rabbi!

ALTIN ÖĞÜTLER

Her varlığa merhametli ol

Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri anlatıyor:

Allah’ın kullarına, şefkat ve merhametle muamele et. Merhametini bütün canlılara bolca saç. Şöyle deme: “Bu ottur, cansızdır, faydası yoktur.” Evet onların faydası ve birçok da hayrı vardır. Yaratılmışı kendi hâline bırak ve ona, yaratıcının merhametiyle merhamet et.
İsteyeni boş çevirme, güzel bir sözle dahi olsa onun gönlünü al, güler yüz göster. Dünyalık için Allah’tan başkası seni kul edinmesin. Çünkü sen ancak seni kul olarak kabul eden Allah’ın kulusun.

HADİS BAHÇESİ

Madden ve manen temiz olmak için

Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Beş vakit namaz, herhangi birinizin kapısı önünden gürül gürül akan ve içinde günde beş defa yıkandığı ırmağa benzer.” (Riyazü’s-Salihin, Erkam Yayınları)

Hadisin verdiği mesajlar

1. Beş vakit namaz, günde beş kez günahlardan arınma imkânıdır.

2. Namazlı-niyazlı Müslüman olmak, Allah’ın rahmetine kavuşma ümidi beslemek için yeter bir sebeptir.

3. Günde beş vakit namaz kılmak, kişiyi bedenen ve manen temizler.

BİR NÜKTE

Ebedi hüsran mı dedin!

Bir çocuğun vefat haberini duyduğumuzda gözlerimiz doluyor. Aslında, onun bu fani dünyadan bâkî bir âleme taşındığını ve ötede rahmet-i ilahiye tarafından sarılıp sarmalanacağını biliyoruz. Fakat yine de ona yüreğimiz yanıyor. Ya bir insan ebedî hüsrana muhatap olup Cehennem’e gidecekse.. işte, bu noktada bir insanın yüreği “cızzz” etmiyorsa, o kalbin iman nurlarıyla aydınlandığını söylemek çok zordur.

HAZIRLAYAN: Ali DEMİREL-BUGÜN

 


« Önceki Haber   |   Sonraki Haber »
  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Düşmanın ayak basamadığı illerimiz

Türkiye'nin il il ilçe ilçe kurtuluş günleri...

Aslanla koyun koyuna

Vahşi aslanla dostluk olur mu hemde aynı evin içinde?

Adana'da "cambaz" dilenci

Adana'da, ''sonda'' takarak dilenen kişiden şüphelenen polis...

Uğur Işılak'tan Sakarya türküsü

Necip Fazıl Kısakürek'in meşhur Sakarya şiiri Uğur Işılak tarafından...

"Oğlum bak git" bunalıma girdi

Süpürgeli kavganın videosu bir anda sanal alemde fenomen haline...

Oğlum bak git videosundaki çocuk

Sanal dünyayı sallayan videonun kahramanı ilk kez konuştu

Atiye konseri kana bulandı

Genç şarkıcı Atiye'nin konserinde çıkan kavgada 16 yaşındaki genç...

Alışverişin kalbi Ankara'da atıyor

Moda dünyasının kalbi Ankara'da atıyor...

Kıyma makinesiyle hastaneye gitti

14 yaşındaki çocuk, elini kaptırdığı kıyma makinesiyle hastaneye...

Organları 3 kişiye hayat oldu

Beyin kanaması geçiren hastanın organları 3 kişiye hayat oldu...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.