SON DAKİKA

İsmail Çağlar

14 Ocak 2016 Perşembe

“Sorumlu” akademisyen

Memlekette ayrıcalık isteyen ne çok meslek grubu var. Herkesin yaptığı iş kutsal ve kutsallık neticesinde herkes dokunulmaz olmak, hesap vermemek istiyor. İlk mektepte öğrendiğimiz kaideye göre herkes cumhuriyetin eşit yurttaşıdır. Varsa bunun bir istisnası o da Mustafa Kemal’in “milletin efendisidir” övgüsüne mazhar olan köylülerdir. Gerçi tek parti dönemi uygulamalarına bakıldığında rahatlıkla lafta kaldığı söylenebilir ama olsun, yine de köylü candır.  

Gazeteciler, doktorlar, yargıçlar, sanatçılar ve tabii akademisyenler… Hepsi kutsal, hepsi dokunulmaz, hepsi hesap sorulmaz, neden? Çünkü meslekleri kutsal, hepsi topluma faydalı işler yapıyor, gece gündüz demeden insanlar için çalışıyor.  

Bu mantık aslında bir ayrıcalık talebini gösteriyor. Ne doktorun ne akademisyenin ne de gazetecinin işi oto lastikçi, ortacı ve televizyon tamircisininkinden kutsal… Nihayetinde herkes bir iş yapıyor, bu işle diğer insanlara faydalı oluyor ve gün sonunda eline bir ücret geçiyor.  

Bu durum barışa destek veriyormuş gibi yapıp teröre destek veren bildiriye imza atan akademisyenler için de geçerli. Yaptıkları iş yani akademisyenlik onlara bir kutsallık vermiyor. Yanılmaz değiller ve dolayısı ile eleştirilemez de değiller. Onlar nasıl çok tartışmalı bir siyasi iddiayı savunuyorlarsa biz de aynı şekilde onları eleştirebiliriz. Hamama giriyorlarsa mecburen terleyecekler. Üstelik barışa destek açıklarken PKK’ya destek oluyorlarsa baya terleyecekler.  

Sultanahmet saldırısı ve Kılıçdaroğlu

DAEŞ yine Türkiye’ye saldırdı ve maalesef yine başarılı oldu. Başarılı olmasının nedeni bir caninin kendisiyle birlikte 10 kişiyi öldürmüş olması değil, saldırıdan sonra verilen tepkilerin caniliği. 

Basın özgürlüğü azizesi olarak ilan edilen bir “gazeteci” “İstanbul’da bomba patlamazsa Batı uyanmaz” dedi. Kendisini ciddi ciddi gazetecilik platformu zanneden, aslında işsiz marjinal gazetecilerin toplandığı bir çay ocağından fazlası olmayan bir web sitesi boy boy parçalanmış ceset fotoğrafları yayınladı.  

Haydi bunlar neyse diyelim. Zaten gölge etmeseler ihsanlarını istemediğimiz kişiler. Haydi Demirtaş’ı da bir fasıl geçelim. Peki Kılıçdaroğlu’na ne demeli? 

CHP’lilerin tekrarlamaya bayıldığı yanlış bir ifade vardır: “Biz Cumhuriyet’i kuran partiyiz.” Bu ifade yanlış olsa da birilerinin Kılıçdaroğlu’na iktidar olamasa da Türkiye’nin köklü siyasi partilerinden birinin başında olduğunu, sol bir terör örgütünün siyasi kanadına genel başkanlık etmediğini, tabanının da her an radikalleşmeye meyilli toplum kesimlerinden değil bildiğin orta ve üst sınıflardan oluştuğunu hatırlatması gerekiyor. Çünkü unutmuşa veya hiç fark etmemişe benziyor. 

Dünyanın normal ülkelerinde normal ana muhalefet liderleri bir terör saldırısının hemen ertesinde işi gücü bırakıp seçilmiş cumhurbaşkanına “diktatör bozuntusu” demez. Hele Türkiye’de CHP gibi bir kentli orta-üst sınıf partisinin, Kılıçdaroğlu gibi bürokrat kökenli genel başkanı, Recep Tayyip Erdoğan gibi %50’nin üzerinde oy almış bir cumhurbaşkanına hiç demez. 

Derse de ciddiye alınmaz! Nitekim bugün gelinen noktada Kılıçdaroğlu’nun artık bir komplekse dönüşmüş olma şüphesi barındıran Erdoğan düşmanlığının ciddiye alınacak bir tarafı kalmadı. 

Yazıya Yapılan Yorumlar (0)

Küfür, hakaret içeren, devlet büyüklerini aşağılayan, yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorum kriterlerine aykırı hareket edenlerin IP numaraları adli mercilere teslim edilecektir.
Bu habere şuana kadar yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

İsmail Çağlar Son Yazıları

İsmail Çağlar Tüm Yazıları
25.2.2016
Bir konuşsan, belki ikna edersin!
Abdulbaki Sönmez…     Terör örgütünün iddiasına göre Ankara saldırısını gerçekleştiren canlı bomba. HDP ilk defa bir terör eylemini PKK’ya mal etmek konusunda bu kadar net. “Kara Murat benim” edası ile ortaya atıldılar: “Hayır bu cani saldırıyı PYD yapmadı. Bizimkiler yaptı, biz y...
23.2.2016
Twitter şeffaflık raporu
Günümüzün en popüler sosyal ağlarından Twitter her yıl şeffaflık raporu yayınlıyor. Raporda hangi ülkenin Twitter’dan neler istediğine ve Twitter’ın bunlara ne cevap verdiğine ait bilgiler yer alıyor.                          ...
18.2.2016
CHP’yi anlamaya çalışmak
Çok şükür istikrarlı bir ülkede yaşıyoruz. Sanmayın ki istikrar derken sadece hükümeti ve AK Parti’yi kastediyorum. CHP de bir istikrar abidesi haline geldi ama tersten; memleketin hayrına olan her şeyi berbat etme istikrarı!      Evet, CHP kendisinden bekleneni yaptı. Sivil ...
16.2.2016
Türkiye savaşa mı giriyor?
Azez’deki YPG/PKK mevzileri ve Menag Hava Üssü Türkiye tarafından vurulunca hemen herkesin aklına aynı soru geldi: “Acaba Türkiye Suriye’de savaşa mı giriyor?”     Sorunun kesin bir cevabı yok. Ancak Suriye krizinin başından beri Türkiye’nin izlediği yol haritasına bakarak cevap i...
11.2.2016
Başkanlık hakkında başka sorusu olan var mı?
Başarısız siyasetçilerin koltuklarına yapışıp kalmasından, siyasette yenilenmenin sağlanamamasından herkes şikâyetçi. Ancak ne oluyorsa herkesin şikâyetçi olduğu bu düzen hâlâ devam ediyor. Buyurunuz 3 ay önceki 1 Kasım seçimleri en yakın örnek. Maşallah herkes seçimin galibi... Ne güzel memleket...
9.2.2016
Başkanlık sistemine geçince maaşlar artacak mı?
Kuvvetler ayrılığı, siyasal istikrar, demokratikleşme, yargı bağımsızlığı, parti içi demokrasi...     Hepsi iyi güzel ama günün sonunda her evde bir çorba kaynamalı.     Haliyle başkanlık sisteminin evde kaynayan çorbaya katkısı da merak ediliyor.    &n...
4.2.2016
Bırak kuvvetler dağınık kalsın
Bir kuvvetler ayrılığı lafıdır gidiyor. Bu kuvvetler nelerdir, tarihi süreçte ne zaman birbirlerinden ayrılmışlardır, ayrı olmalarının kârı nedir bilmeyen adamlar “Başkanlık sistemi gelirse kuvvetler ayrılığı ortadan kalkar” diyor.                 ...
SON DAKİKA HABERLERi
sayaç
Şuan bu sayfadasınız: “Sorumlu” akademisyen - İSMAİL ÇAĞLAR - “sorumlu” akademisyen - ismail çağlar