SON DAKİKA
haberL haberR

Adem Yavuz ARSLAN

22 Aralık 2013 Pazar

TL, dolar ve euro; bundan sonra ne olur?

İç ve dıştaki gelişmeler pariteleri hareketlendirince "dolar ve euro yönlü" sorular ağırlık kazandı.
Piyasaların ve bilhassa da euro ve ABD Doları'nın bundan sonrası ne olur?.. Konuya şuradan girelim:
Haftanın en önemli gelişmelerinden biri, yılın son toplantısı olma özelliğini taşıyan Fed buluşmasıydı. Piyasalardaki beklentilerin aksine, Fed üyelerinin aylık 85 milyar dolar büyüklüğünde olan tahvil alımlarını, hazine bonosu ve mortgage destekli menkul kıymetlerden 5'er milyar dolar olmak üzere toplamda 10 milyar dolar kırparak 75 milyar dolara düşürmesi, piyasalar üzerinde sert dalgalanmalara yol açtı.

Tahvil alımında kesinti
 
Yönü belirleyecek gerçeklerden biri: Yeni yılın ilk ayında uygulanacak olan kesinti 10 milyar dolar ile sınırlı kalmayacak. Fed Başkanı Bernanke'nin de ifade ettiği üzere, makro-ekonomik veriler olumlu gelmeye devam ettikçe 75 milyar dolara indirilen tahvil alımlarında yeni indirimlerle karşı karşıya kalacağız. Bu durumun hangi ülkelere yarayacağı ortada. Parasal genişleme süreciyle ilgili tartışmaların alevlenmesinden bu yana sürekli olarak gelişmelerin kalburüstü ülkelere yarayacağını, gerekli tedbirleri almamış gelişmekte olan ülkeleri ise hayli sarsacağını vurguluyoruz.
Tablo açık; indirilen tahvil alımlarına bağlı olarak düşecek olan dolar arzı, küresel piyasalardaki dolar talebi üzerinde baskı oluşturacak. Dolar fiyatı dengeye daha yüksek seviyelerde oturacak. ABD Doları'nın küresel piyasalardaki değeri artmaya devam edecek. Burası böyle.

ABD-Avrupa çekişiyor

İçinde bulunulan durumun bir boyutu daha var: ABD ile Avrupa arasındaki çekişme... Gelişmekte olan piyasalardan kaçan fonu ABD mi yoksa Avrupa mı çekecek? Euro/dolar paritesindeki hareketlilik dikkat çekici. Euro/dolar paritesinin Fed toplantısı öncesinde 1,38 ile Ekim 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi görmüş olması euronun da yerinde saymadığını gösteriyor. Fed tarafında alınan tahvil alımlarının azaltılmasına ilişkin karardan dolayı paritede 1,3620 seviyesine düşülmüş olsa da sonrasında yaşanan toparlanmayla tekrar 1,37 düzeyine çıkıldı.

Euro açık ara önde

Yani, paritede yaşanan düşüş geçici bir tepki hareketinden öteye gidemezken yön tekrar yukarı çevrildi. Eurodaki yüksek tempo küresel piyasalardaki likidite düzeyleri ve faiz oranlarından kaynaklanıyor. Doların likiditesi eurodan çok daha fazla. Bu duruma bir de, özellikle rekor düşük seviyede tutulan faiz oranları eklenince doların euro karşısında zayıf kalması kaçınılmaz oluyor.
Türk Lirası'nın bu paralar karşısındaki durumuna bakacak olursak: Geride bıraktığımız 1 yıllık süreçte, dolar liraya karşı %16,5 değer kazanırken, Euro/TL paritesinde ise %21,7 düzeyinde artış kaydedildi.
Ayrışmanın Ekim ayında belirginleştiği paritelerde şu an itibariyle açık ara önde olan 2,86 seviyesindeki euro.


 
Süreç çalkantılı ama paniğe gerek yok!..
 
Fed kararı piyasalardaki hareketliliği artırdı ama kararın önceden fiyatlanmış olması dalga boylarını küçültecek ve dalgalanmanın geçici olmasını sağlayacaktır. Merkez Bankası'nın alacağı tedbirler, yurtiçi piyasalara olumsuz yansımaları azaltacaktır. Sıkı bir süreçten geçiyoruz. Tedbirli olmakta fayda var. Paniğe gerek yok.
Yazıya Yorum Yaz
Yazının Yorumları (3 Yorum)
Bakın dolar şu anda düşüşte her zaman böyle olmuştur. önemli açıklamalardan önce gazı alınır doların. SONRA , BULUTLARDAN AŞAĞI BAKAR! ZİRVE DOLARIN. 2.69 - 2.75 , Yıl son 3.50 fakat dolara yatırım yapan kazanır. kazanında türkiyemizi bataklıktan kurtarın tabi türkiyeye döndürürseniz parayı.
Misafir - 16:38, 18 Mart 2015 Çarşamba
Hikaye dövize yatırım yapanlar ellerini ovuşturuyor Türkiyemin paraları bavul bavul kımlerde bunlar hamle yapıp paraları yüksekten bozdurup vurgun pesindeler
Misafir - 17:42, 05 Şubat 2015 Perşembe
türkiyede hani kriz bitmisti dolar euro yükseldikce türkiye batiyor.
Misafir - 20:40, 03 Şubat 2014 Pazartesi
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Adem Yavuz ARSLAN Son Yazıları

Adem Yavuz ARSLAN Tüm Yazıları
3.8.2015
Erdoğan’a güvensizlik sorunu
Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakat ve İncirlik başta olmak üzere Diyarbakır ile Batman üslerinin IŞİD operasyonlarına açılması uzun süredir sakin seyreden Ankara-Washington ilişkilerini hareketlendirdi. Tabii ‘polemikleri’ ve karşılıklı ‘yalanlamaları’ da beraberinde getirdi. AKP kurma...
27.7.2015
Kaos ve küresel 28 Şubat’a doğru
AKP’nin propaganda timleri her gün ‘Yeni Türkiye’ dese de tam anlamıyla 90’ların Türkiye’sine döndük. İçeride şehitler, bombalamalar, gösteriler ve sokaklara kadar inen mafyatik çatışmalar… Dışarıda ise ‘itibarı yerlerde sürünen’ bir ülke görüntüsü veriyoruz. Erdoğan ve kurmaylarının ölümüne s...
20.7.2015
IŞİD’in başarısı
Bayram telaşında belki dikkatinizi çekmemiştir. Zaten Türk basınının büyük bir kısmı olayları dış haberler sayfasında, kısa haber olarak girdi. Başta ABD olmak üzere dünya medyasının geneli ise ‘İslamcı Terör’ başlığıyla duyurdu. Neler olduğunu kısaca hatırlatalım… IŞİD, bayram günü Irak...
13.7.2015
Obama mı yoksa Esed mi önce gidecek?
Konu: IŞİD ile mücadele stratejisi. Yer: ABD Senatosu. Soru, Cumhuriyetçi Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham tarafından, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’a yöneltildi. Beraberinde Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ile senatörlerin karşısına çıkan Carter bu soru karşısında önce bir şey di...
6.7.2015
Suriye operasyonu ABD adına mı?
Hükümet ve emrindeki medyanın gündemi Suriye’ye müdahale. Manşetleri zırhlı araçlar, savaş planları ve senaryolar süslüyor. İktidar çevrelerine bakarsanız “Türkiye, tüm dünya karşı çıksa da bu operasyonu tek başına yapacak güçte” ve yarın bir gün Suriye’ye giriyoruz. Hayat ‘havuzdan ibaret ols...
29.6.2015
Konforlu sessizlik ve Suriye ile savaş
Türkiye koalisyon ve Suriye’ye askeri müdahale senaryolarını konuşurken okyanusun bu tarafında hararetli bir bayrak tartışması var. Mesele karmaşık ve tarihsel boyutu derin ama kısa özeti şöyle: 17 Haziran’da Dylann Roof isimli ırkçı bir genç, Güney Carolina/Charleston’da kiliseyi basıp 9 kişiyi ...
22.6.2015
ABD Kürt devleti mi kurduruyor?
Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bir sohbetimizde “Bazı meslekler kısa hafızayı kaldırmaz” demişti. Bakanın kastı siyasetçilerdi ama bu kural gazeteciler için de geçerli. Bu anekdotu aktarmamın nedeni şu: Ankara hararetle koalisyon senaryolarını tartışırken Suriye’de enteresan gelişme...