SON DAKİKA
haberL haberR
Osman ARIOĞLU
07 Ocak 2011 Cuma
Türkiye'nin ithalat yapısı

Dış ticaret açığı ve dolayısıyla da cari açıktaki büyümenin de birinci derece nedeni dış ticaret açığıdır.

Hep konuşulan bu konuda durumu değiştirmek için acaba ne yapılabilir konusunu değerlendirmek bakımından ithalatın yapısına ve yıllar itibarıyla ithalat ihracat arasındaki farka, bir başka deyimiyle ihracatın ithalatı karşılama oranına bakmak gerekir.

TÜİK'in yayımlamış olduğu kasım ayı ithalat ihracat rakamlarına ilişkin bültenden son iki yılın ithalat yapısına baktığımızda tablonun aşağıdaki gibi olduğunu görüyoruz.

Tablodan net olarak görüleceği üzere 2009-2010 yılları kıyaslandığında ithalatımızın yapısı hemen hemen aynıdır. Yani ithalatımızın %71 civarı ara malı ve hammaddelerden oluşmaktadır. Buna karşılık tüketim mallarının ithalatımız içindeki payı %13 civarındadır. Ocak-kasım bazındaki kıyaslamada 2010'da 2009'a göre tüketim malları ithalatının payında %0.3 lük bir azalma dahi söz konusudur.

Bu iki yılın kıyaslanması şu anlamda önemlidir. 2009 son dönemlerdeki ithalatımızın en düşük olduğu yıldır. Buna karşılık 2010 yılı ise cari açığın ve dış ticaret açığının sürekli gündemi meşgul ettiği bir yıldır. Bu haliyle baktığımızda iki yıl arasında ithalat anlamında kısılabilecek ve dolayısıyla da dış ticaret açığını azaltabilecek bir alan olup olmadığını görmek daha kolay olacaktır.

Buna göre ithalat yapısına baktığımızda kısılabilecek alan olarak görülen tüketim malları kaleminde alabileceğimiz fazla bir mesafe olmadığı sonucuna varabiliriz. Buna rağmen bu alanda yapılacak bir şey yok demenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye'nin her geçen gün uluslararası alandaki marka güvenilirliği artmaktadır. Hal böyle olunca iç tüketiciler bakımından da yerli malı kullanımının eskiden olduğu gibi algılanmayacağı bir gerçektir. Yani yerli malı kullanımını özendirici buna karşılık ihtisas gümrüğü gibi tüketim malları ithalatını kısıtlayıcı önlemlerle ithalatımız içinde tüketim mallarının payının ilk etapta %10'lara çekilmesinin hedef alınması doğru bir adım olacaktır.

İthalatımız bakımından üzerinde en çok çalışılması gereken bölüm hammadde ve ara malı ithalatına ilişkin kısımdır. Aslında petrol ithalatının da yer aldığı bu bölüm iyi irdelendiğinde mutlaka yapılabilecek bir şeyler olmalıdır. Elbette bugünden yarına petrol bulunması gibi bir durum kolay olmadığına göre petrol ithalatına ilişkin kısımda fazlaca bir alan yok. Üstelik artan petrol ve hammadde fiyatları bir risk oluşturmaktadır. Ama özellikle ara malı ithalatı bakımından mutlaka yapılacak bir şeyler ve alınacak mesafe olmalıdır. Elbette bu konuda büyük bir çaba olduğu inkâr edilemez. ARGE harcamalarının milli gelir içerisindeki payı her yıl artırılmaya çalışılmaktadır. Ama halen uluslararası alanda benimsenen %2'ye ulaşılması için daha çok mesafe gerekmektedir.

Teknoparklarla ilgili gelişmeleri de bu konuda önemli adımlar olarak söylememiz gerekiyor. Tabii ki bu konuda sanayi stratejimizin daha çok aramalı üretimini teşvik edici yönde olması da önem arz etmektedir. Bunun için Sanayi Bakanı Nihat Ergün tarafından açıklanan Sanayi Strateji belgesinin kâğıt üzerinde kalmaması, Sayın Bakan'ın belirttiği gibi hemen uygulamaya konulması son derece önemlidir.

Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre ocak-kasım itibarıyla kümülatif bazda ihracatımızın ithalatı karşılama oranının 2005-2010 yılları arasında aşağıdaki gibi seyrettiğini görmekteyiz.

Tablodan görüldüğü üzere Türkiye'nin büyüme yıllarında ihracatın ithalatı karşılama oranı %60.8'le en düşük 2006 yılında olmuş, ikinci sırada ise %61.9'la 2010 yılı gelmektedir. Bu durum daha normal yıllar olarak belirtebileceğimiz 2005 ve 2007'ye göre yaklaşık 1.5 puan daha kötü görünmektedir. Ama aralık ayı rakamları da geldiğinde bu aranın çok az da olsa daralacağını düşünüyorum.

İthalatın yapısı içerisindeki hammadde ve ara malı oranının yüksek olmasının büyüme yıllarında dış ticaret açığının daraltılmasına kolay imkân vermediği bir gerçektir. Ama planlı ve kararlı bir çalışma ile bu yapının düzeltilmesi yine de mümkündür. Bu konuda açıklanan stratejilerin kağıt üzerinde kalmaması, uygulamanın kararlılıkla takip edilmesi işin can alıcı noktasıdır.

Yazıya Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Son Yazıları

Tüm Yazıları
28.12.2012
Kapasite kullanımı ve reel kesim güven endeksi
Yayınlanan endekse göre aralık ayına ilişkin imalat sanayii kapasite kullanım oranı %73,6'ya gerilemiş görünüyor. Bu oran bir önceki ayda %74 idi. İlk bakışta kötümser gibi görülen bu endeks mevsim etkilerinden arındırıldığında ise bir önceki aya göre 1,7 puanlık bir artışla %72,8'den %74,5'e yüksel...
26.12.2012
Kur istikrarı ve kredi büyümesi kontrolü
Bir önceki yıla göre öne çıkan en belirgin durum, 2013 yılının hem Türkiye hem de genel olarak dünya ekonomisi açısından normalleşme sürecinin görüleceği bir yıl olarak vurgulanmasıydı. Bu nedenle, 2013 yılında daha ziyade olağanüstü dönem politika önlemleri yerine normal dönem politika önlemlerinin...
21.12.2012
Kredi genişlemesi ve son Merkez Bankası kararları
Bu suretle ortalama döviz mevduat karşılık oranı %10,2'den %10,6'ye gelmiş oldu. Böylece piyasadan 850 milyon dolar çekilmiş olacak. Merkez Bankası ayrıca altın cinsinden tutulacak karşılıklara ilişkin rezerv opsiyon katsayısını da 0,1 puan artırdı. Bu hamle ile de Merkez'in altın rezervinde 850 mi...
19.12.2012
Açıklanan göstergeler ışığında 2013'e bakış
Geçen yılın aynı ayında %8,8 olan işsizlik oranı %9,1 olarak gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere bir önceki ayda da işsizlik oranı %8,8 olarak açıklanmıştı. Buna göre hem bir önceki yılın aynı ayına göre hem de bir önceki aya göre işsizlik oranında 0,3 puanlık bir artış söz konusu. Mevsim etkilerinden ...
14.12.2012
Kırk katır mı, kırk satır mı?
Tarihsel sürece baktığımızda, aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, büyümenin yükseldiği yıllarda genel olarak cari açığımız yükselmiş, büyümenin düştüğü yıllarda azalmış. Ama bu ilişki hiçbir zaman tam doğrusal bir görüntüde olmamış. Yıllara göre cari açık büyüme ilişkisi Tablodan da görüleceğ...
12.12.2012
İki kötü bir iyi haber
Pazartesi günü üçüncü çeyrek büyüme rakamları ve ekim ayı sanayi üretimi endeksi açıklandı. Salı günü ise ekim sonu cari işlemler dengesi açıklandı. Başlıkta da belirtildiği üzere büyüme ve sanayi üretim endeksi biraz moralleri bozdu. Bir gün sonra açıklanan cari açık rakamı ise yüreklere su serper ...
7.12.2012
İstatistikler ne derece doğru?
... TÜİK Başkanı Birol Aydemir turizm gelirleri hesaplamasında eksiklikler bulunduğunu, bunu gidermek için; paket turlar, yatlar ve yat limanlarına gelen turistlerin profilleri, charter ve uluslararası biletlerin turizm gelirleri ve gelenlerin cep telefonları üzerine TÜİK olarak çalışmalar yürüttükl...
DÖVİZ KURLARI
Para Birimi Yön Fiyat Saat
USD 2,5965 17:48
EUR 2,7945 17:47
BIST 80846 17:55
ALTIN 99,189 17:52