SON DAKİKA
haberL haberR
Ömer Faruk GÜNEL
05 Eylül 2010 Pazar
Vergi ve prim affı yok borç yapılanması var

Oysa iki gün önce Başbakan bir toplantıda "vergi, SGK ve Bağ-Kur prim borçlarının esnaf ve tüccarın sıkıntıları dikkate alınarak yeniden yapılandırılabileceğine" dikkat çekmişti. Konu bir gün sonra "necip basın"ın konuyu fark etmemesi ile Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın yeniden "anons" etmesiyle değerlendirildi ama ne yazık ki tamamen "ters açı"dan algılanılarak "vergi ve prim affı yolda" haberleriyle sunuldu. Oysa ne "vergi" ne de "prim" borçlarının affı söz konusuydu. Hatta olay öyle trajikomik bir hal aldı ki, ekonomi haberciliğinde kendi bilgilerinin üstünde bilgi tanımayan kanallar, iki bakanı birbirine düşürecek konuma getirdiler. Haberlerde Ali Babacan'a atfen "af" gelecek denilirken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek "Yok öyle bir şey ne affı" demek zorunda kaldı. Bu bilgi kirliliği vergi ve prim borcu olanları heyecanlandırdı ama detaylara inilince işin esasının, gazetelerin ve TV haberlerinin konuyu yanlış algılamalarının eseri olduğu anlaşıldı.

Borç 140 milyar lira...

Vergi ve prim borçları kriz dönemi ve sonrasında beklenildiği gibi çok şişti. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi verilerine göre, cezalarla birlikte rakam 140 milyar lirayı buldu. Bu rakamın 26 milyarı SGK'nın prim ve gecikme cezası, 31 milyarı Bağ-Kur prim ve gecikme cezası alacakları olmakta. Vergi alacakları ise gecikme cezasıyla birlikte 83 milyar lira olmuş. Yıl sonuna kadar rakam 200 milyar liraya yaklaşır diye hesaplanıyor. Bütçe açısından çok önemli bir rakam. Ama buna rağmen ekonomi yönetimi konuyu irdeledi. Vergi, prim borç ve gecikme cezalarına bir af gelmeyecek ama makul faizlerle birikmiş borç ve cezalar yeniden yapılandırılacak. Borçlunun yapacağı taahhüde göre taksite bağlanacak. 24 ile 60 aya bölünecek. Bu kolaylık yeni borç yapmama koşuluna bağlanacak.

Beyninin sağ yanını kullananlar

Biraz da ekonominin dışına çıkmaya ne dersiniz... Toplumlarda olayları algılama ve tepki, beynimizin sağ veya sol "lob"unun kullanılışına göre farklı farklı oluyormuş. Konuyu bilimsel araştırmalar ortaya koymuş. Nöropsikologların yaptıkları tespitlere göre, beynin sağ ve sol tarafının ayrı ayrı veya ikisini birden kullanma-kullanabilme yeteneği, karar verme, irdeleme, sonuca varma ve olaylara bakış açısı, insandan insana değişiklik gösterirmiş. Bilimin tespitlerine göre beynimizin sağ ve sol tarafı bilgiyi farklı şekilde işlermiş. Genelde her birey beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşılırmış.

Şimdi dikkat kesilin. Beynin tek tarafını ağırlıklı olarak da sağ lobu kullanan insanlar ve bu tür insanların oluştuğu toplumlar, olaylara önyargılı, hoşgörüsüz ve "tepkili eleştiriyle" yaklaşımda bulunurlarmış. Bu tür insanlar da, özellikle Orta Doğu, Ön ve Batı Asya bölgelerinde yaşayan toplulukları oluşturanlarmış.

İlginç ama gerçek. Kendimize bakalım. Bizler, bu topraklarda bin asırdır iç içe yaşamış 300 kültürü ayrı ayrı yaratmış, Anadolu'yu oluşturmuş, yerleşmiş, vatan edinmiş, her kimlikten, her kökenden gelen insanlar, kanaatimce "çoğunluk olarak" bu kategoride yer alıyoruz.

Bakın etrafınıza, her konuda ön yargılı, eleştiren, en doğruyu ben bilirimci olan dostumuz, arkadaşımız, yakınımız, pek çok ve yığınla bulunmuyor mu?..

En basiti, Anayasamızda yapılacak demokratik rötuş eylemini bile bir seçim havasına soktuk.

Bu da gösteriyor ki; ülkenin önemli bir çoğunluğu, ağırlıklı olarak sadece beyinlerinin sağ tarafını kullanıyor. Gelin artık bu günden itibaren beynimizin iki tarafını da kullanmaya başlayalım. Ne dersiniz?

GÜNÜN SÖZÜ: Zirvelerde kartallar da bulunur yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğumuzdan çok nereden ve nasıl geldiğimizdir.

Cenap Şehabettin.

Yazıya Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Son Yazıları

Tüm Yazıları
3.5.2011
OECD'nin gözüyle tarım politikalarımız
Çalışmada son 20 yıl içerisinde tarım politikaları genel olarak "makroekonomik" açıdan incelenirken son 10 yıldaki gelişmelere de detaylı şekilde yer verildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'e 29 Nisan günü takdim edilen "OECD Türkiye Tarım İnceleme ve Değerlendirme Raporu"nda yer alan tespitle...
1.5.2011
Kanal İstanbul olur mu olmaz mı?
Yeniliğe karşı olan statükocu ve AK Partili olmayanlar "istemeyiz" çığlıkları atmaya başladı. Kıyamet koptu. Kabul edelim ki güzel ve ilginç bir öneridir. Kanal İstanbul'un amacı boğazdan akaryakıt veya tehlikeli madde taşıyan yük gemilerinin geçişini önlemek olacaktır. Boğaziçi trafiği "kanal" geçi...
26.4.2011
Sanayinin batıdan doğuya kayması ve beklentiler
Batı bölgesi özellikle Marmara, doğu Trakya, batı Karadeniz ile Ege yöresi bu ayrımla en şanslı alanlar olmuştur. Özellikle otomotiv, kimya, tekstil, gıda, turizm ve elektronik yatırımlar bu bölgelerimizde yoğunlaşmıştır. Bu bölgeler "en gelişmiş yurt köşesi" niteliğini kazanmıştır. En yüksek istihd...
24.4.2011
Otomotiv sanayinin geleceği
Ortaya 5 ana hedef ve 27 eylem planı çıktı. Hedefler arasında kendi markamız olacak otomobil de bulunuyor. Belge ayrıca, 'vergi sürprizi' de yaptı. Taslakta yer alan genel vergi düzenlemesiyle ilgili madde Maliye Bakanlığı'nın ısrarıyla son anda belgeden çıkarıldı. Böylelikle daha ucuz otomobil sahi...
19.4.2011
Türkiye'nin yeni tarih sayfası Tayyip Erdoğan döne
Çağdaş Türkiye'nin kırılma noktasıdır. Cumhuriyetin 100. yıl kutlaması, bu mesaj ve projelerle taçlanacaktır. Bu nedenle, nasıl ki 1950-1960 arası "Adnan Menderes", 1970-1980 arası "Süleyman Demirel", 1985-1995 arası "Turgut Özal" dönemi olarak tarihe kazınmışsa 2003-2023 arası ki belki de daha ötes...
17.4.2011
Cari işlemler açığı ve öngörüler
İlk iki ayda yüzde 126,7 artışla 6 milyar 127 milyon dolar oldu. Olumsuz ve gelecek için karamsar bir tablo oldu. Ekonomi büyüyor, ihracat artıyor. Buna karşılık ithalat daha çok artıyor. Cari işlemler dengesindeki yukarı tırmanış, ağırlıklı olarak bu kalemden yani ithalatın ihracattan daha çok artm...
12.4.2011
Sosyal medyanın şirketlere ve partilere etkisi
Malum internet ile bilginin tüm dünya üzerinde yayılma hızı gün geçtikçe artıyor. İşte, bu olanağı etkin biçimde kullanan bir sektör oluştu. Adına da "sosyal medya" denildi. Yazılı ve görsel medyadan sonra hayatımıza giren "sosyal medya" diğer ikisine göre daha hızlı ve yoğun şekilde bilgi ve haber ...
TV YAYIN AKIŞI
DÖVİZ KURLARI
Para Birimi Yön Fiyat Saat
USD 2,4388 19:22
EUR 2,7562 19:22
BIST 88946 17:55
ALTIN 99,884 13:34